|
|
Çelebi, Süleyman Çelebi.
- Mevlevi tarikatının başı bu adla anılırdı. Mevlana veya
Hacı Bektaş soyundan olan kimse.
ÇELEN: (Tür.)
Er. 1. Yakışıklı delikanlı. 2. Tepelerin kar tutmayan kuytu yeri. 3. Açıkgöz,
becerikli, kurnaz. 4. Evlerin dışında bulunan saçak.
ÇELGİN:
(Tür.) Ka. - Yaralanarak kaçan av hayvanı.
ÇELİK: (Tür.)
Er. 1. Su verilip sertleştirilen demir. 2. Çok güçlü kuvvetli. 3. Kısa kesilmiş
dal.
ÇELİKEL:
(Tür.) Er. - Çelik gibi güçlü el.
ÇELİKER: (Tür.) Er. - Çelik gibi güçlü kimse.
ÇELİKHAN:
(Tür.) Er. - Güçlü hakan, yönetici.
ÇELİKKAN: (Tür.) Er. - Güçlü soydan gelen kimse.
ÇELİKÖZ: (Tür.) Er. - (bkz. Çelik).
ÇELİKSU:
(Tür.) Er. - (bkz. Çelik).
ÇELİKYAY:
(Tür.) Er. - Güçlü, kuvvetli.
ÇEMAN:
(Fars.) Ka. 1. Salına salına yürüyen. 2. Nazlı sevgili.
ÇEMENZAR:
(Fars.) Ka. - Otlak. Çimenlik.
ÇERAĞ:
(Fars.) Er. 1. Yağ kandili, lamba, mum. 2. Atın şaha kalkması. 3. Çırak edilme.
4. Bir memuriyete ve ihsana nail olan. 5. Vazifesinden emekli edilen.
ÇERME: (Tür.)
Er. 1. Çay kıyılarında sulu ve yeşil yer. 2. Akarsuların topraktan çıkan
sızıntısı. 3. Kaynak.
ÇEŞMAN:
(Fars.). - Gözler. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÇEŞMİAHU:
(Fars.) Ka. - Ahu gözlü kadın, ceylan gözlü güzel.
ÇEŞMİNAZ:
(Fars) Ka. 1. Süzerek bakma, bakış. 2. Nazlı nazlı bakan göz. 3. Güzel gözlü
sevgili.
ÇEŞPAN:
(Fars.). - Layık, uygun, münasip,
yakışır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÇERİ: (Tür.).
- Asker, savaşçı.
ÇETİN: (Tür.)
Er. 1. Sert, işlenmesi, elde edilmesi, çözümü zor, sarp, müşkil. 2. İnatçı,
azimli, şedid.
ÇETİNALP: Er.
- (bkz. Alp).
ÇETİNAY: (Tür.) Er. - (bkz. Çetin).
ÇETİNEL: (Tür.) Er. - (bkz. Çetin).
ÇETİNER: (Tür.) Er. - (bkz. Çetin).
ÇETİNÖZ: (Tür.) Er. - (bkz. Çetin).
ÇETİNSOY: -
(bkz. Çetin).
ÇETİNSU:
(Tür.) Er. - (bkz. Çetin).
ÇEVİK: (s.)
Er. - Çabuk davranan, hızlı ve hareketli.
ÇEVİKCAN: -
(bkz. Çevik).
ÇEVRİM: (Tür.) Er. 1. Sınır. 2. Girdap. 3. Sürekli ve düzenli
değişme.
ÇIDAM: (Tür.)
Er. - Sabır, tahammül.
ÇINAR: (Fars.) Er. - Çınar ağacı.
ÇINAY: (Fars.) Ka. - Soylu ay, ayın en parlak zamanı.
ÇIRAĞ: (Fars.). - Meşale, ışık, kandil (bkz. Çerağ). - Erkek ve
kadın adı olarak kullanılır.
ÇİÇEK: (Tür.)
Ka. 1. Bitkilerin üreme unsurlarını ihtiva eden renkli veya beyaz renkte açan,
çok defa kokulu, sonradan meyve veya tohum haline gelen kısımları (bkz. Şükûfe).
2. Bitki, çiçek açan bitki. 3. Bazı şeylerin toz haline getirilmiş özü, kükürt
çiçeği. 4. Kumaş veya başka şeyler üzerine yapılan renkli veya renksiz süsleme.
ÇİĞDEM: (Tür.) Ka. - Zambakgillerden, soğanlı otsu, çeşitli
renklerde çiçek açan kır bitkisi, mahmur çiçeği.
ÇİLAY: (Tür.)
Ka. - Ayın üzerinde beliren açık renk lekeler.
ÇİLE: (Fars.), l. Zevk ve sefadan el çekerek kuytu bir yerde
yapılan 40 günlük ibadet. 2. Eziyet, sıkıntı. 3. İbrişim, yün vs. demeti. -
Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÇİLTAY: (Tür.) Er. - Üzerinde benekler bulunan tay.
ÇİNEL: (Tür.). - Doğru, dürüst, namuslu kimse. - Erkek ve kadın
adı olarak kullanılır.
ÇİNER: (Tür.). - (bkz. Çinel).
ÇİNTAR: (Tür.) Er. - Sabah vakti.
ÇİNTAY: (Tür.) Er. - Soylu at.
ÇİNUÇİN: (Tür.) Er. - Üstün, galip, zafer kazanmış.
ÇİRAY: (Fars.). 1. Yüz çizgileri, yüz güzelliği. 2. Beniz, yüz. 3.
İnsan resmi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÇİRE: (Fars.). 1. Maharetli, becerikli. 2. Kahraman, yiğit. -
Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÇİTRA: (Fars.) Er. - Afganistan'da bir kabile. Büyük ekseriyetle
ari ırktan olup narin yapılı, güzel gözlü ve gür saçlı, hoş ve cazip tavırlı
olmalarına rağmen haşin, sert yapılı ve gaddar olarak
bilinmektedirler.
ÇOĞA: (Tür.)
Er. - Çocuk, yavru.
ÇOĞAHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Çoğa).
ÇOĞAN: (Tür.) Er. - Kökü ve dalları sabun gibi köpüren
bitki, çöven.
ÇOĞAŞ:
(Tür.) Er. - Güneş.
ÇOĞUN:
(Tür.). - Çok defa, ekseriya.
ÇOKAY: (Tür.) Er. 1. Köy zengini, çiftlik
sahibi. 2. Eşkıya.
ÇOKMAN: (Tür.) Er. - Topuz, gürz.
ÇOLPAN: (Tür.) Ka. 1. Çoban yıldızı. 2. Aciz,
beceriksiz, zavallı. 3. Zühre, venüs. |
|