|
|
ABDÜLBAKİ: (Ar.)
Er. - Sonsuz, ebedi olan
ve ölmenin kendisi için
sözkonusu olmadığı.
Allah'ın kulu-Allah'ın
isimlerinden, (bkz.
Baki).
ABDÜLBARİ: (Ar.)
Er. - Yaratan, yaratıcı
Allah'ın kulu. Bari
ismi, Allah'ın
isimlerindendir. "Abd"
takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜLBASIT: (Ar.)
Er. - Genişlik, ferahlık
ve kolaylık verici olan
Allah'ın kulu. -
Allah'ın isimlerinden
(bkz. el-Basıt).
ABDÜLBASİR: (Ar.)
Er. - Her şeyi görüp
gözeten ve gizliliğin
kendisi için söz konusu
olmadığı yüce Allah'ın
kulu. - (bkz. el-Basir).
ABDÜLBEDİ: (Ar.)
Er. - Allah'ın
isimlerinden.- Bedi'nin
kulu. (bkz. el-Bedi).
ABDÜLBERR: (Ar.)
Er. - Berr'in kulu.
Cömert ve ihsan edicinin
kulu.-Berr, Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
el-Berr).
ABDÜLCEBBAR:
(Ar.) Er. - Cebredici,
zorlayıcı, kuvvet ve
kudret sahibi Allah'ın
kulu. Cebbar, Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜLCELİL: (Ar.)
Er. - Büyük, ulu, yüce
Allah'ın kulu. Celil,
Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜLCEMAL: (Ar.)
Er. - Güzellikleri
kendinde toplayan
Allah'ın kulu.
ABDÜLCEVAT: (Ar.)
Er. - Cömert olan
Allah'ın kulu.
ABDÜLEHAD: (Ar.)
Er. - Şeriki ve ortağı
bulunmayan, tek olan
Allah'ın kulu. Ehad,
Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜLESED: (Ar.)
Er. - Aslan'ın kulu.-
Hz. Rasûlullah (s.a.s)'m
reddettiği
isimlerdendir.
Müslümanlar
kullanmazlar.
ABDÜLEVVEL: (Ar.)
Er. - Herşe-yin evveli,
ilk olan, varlığının
başlangıcı bulunmayan
Allah'ın kulu.
ABDÜLEZEL: (Ar.)
Er. - Ezelden beri var
olan varlığı için
başlangıç söz konusu
olmayan Allah'ın kulu.
ABDÜLFERİD: (Ar.)
Er. - Tek, eşsiz, eşi
olmayan, kıyas kabul
etmez, üstün olan.
Allah'ın kulu. (bkz.
Ferid).
ABDÜLFETTAH:
(Ar.) Er. – Zafer
kazanmış, üstün gelmiş,
fetheden-açan,
kullarınının
kapalı-müşkil işlerini
açan Allah'ın kulu.
(bkz. Fettah). Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜLGAFFAR:
(Ar.) Er. - Kullarının
günahlarını affeden
Allah'ın kulu. - (bkz.
Gaffar). Allah'ın
isimlerindendir. "Abd"
takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜLGAFUR: (Ar.)
Er. - Kullarının
günahlarını tekrar
tekrar bağışlayıcı olan
Allah'ın kulu. - (bkz.
Gafur). "Abd" takısı
almadan kullanılmaz.
ABDÜLGANİ: (Ar.)
Er. - Zengin, varlıklı,
bol, doygun olan
Allah'ın kulu.-
Allah'ın isimlerinden,
(bkz. Gani).
ABDÜLHABİR: (Ar.)
Er. - Her şeyin iç
yüzünden, gizli ve
saklılıklarından
haberdar olan Allah'ın
kulu. (bkz. el-Habir).
Allah'ın isimlerinden.
ABDÜLHADİ: (Ar.)
Er. - Hidayet eden,
doğru yolu gösteren
Allah'ın kulu. -
Allah'ın isimlerinden,
(bkz. Hadi).
ABDÜLHAFIZ: (Ar.)
Er. - Herşeyi bütün
ayrıntı ve inceliğiyle
kayıtlayıp tutan ve
dilediği zamana kadar
bela ve afetlerden
koruyan Allah'ın kulu.
-(bkz. el-Hafız).
Allah'ın isimlerinden.
ABDÜLHAK: (Ar.)
Er. - Hak ve gerçek
olan, varlığı hiç
değişmeden duran
Allah'ın kulu. - Hak,
Esmau'l-Hüsna'dandır.
ABDÜLHAKEM: (Ar.)
Er. Bütün işlerin
kendisine döndürüldüğü,
onun adalet ve kararına
baş vurulduğu yüce Hakem
Allah'ın kulu. - (bkz.
el-Ha-kem). Allah'ın
isimlerinden.
ABDÜLHAKİM: (Ar.)
Er. - Her şeye hükmeden
Allah'ın kulu.- Hakim,
Allah'ın
isimlerindendir. "Abd"
takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜLHALİK: (Ar.)
Er. - Yaratan, yoktan
vareden, yaratıcı
Allah'ın kulu. - Halik,
Allah'ın isimlerinden.
"Abd" takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜLHALİM: (Ar.)
Er. - Tabiatı yavaş
olan, yumuşak huylu,
hikmetli Allah'ın kulu.
- (bkz. Halim).
Allah'ın isimlerinden.
ABDÜLHAMİD. (Ar.)
Er. - Hamdolunmuş,
övülmüş, bütün varlığın
diliyle övülmüş
Allah'ın kulu. - Hamid;
Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
Hamid).- Türk dil
kuralları açısından
"d/t" olarak kullanılır.
ABDÜLHASİB: (Ar.)
Er. - Bütün varlıkların
takdir edilen hayatları
boyunca yaptıkları
bütün işlerin
ayrıntılarıyla hesabını
en iyi bilen Hasib'in
kulu. - Hasib; Allahın
isimlerindendir.
ABDÜLHAY: (Ar.)
Er. - Daima diri olan,
ebedi hayat sahibi, her
şeye gücü yeten Cenab-ı
Allah'ın kulu. -(bkz.
el-Hay). Allah'ın
isimlerinden.
ABDÜLKADİR: (Ar.)
Er. - Bitmez tükenmez
kuvvet sahibi olan, her
şeyi yapmaya gücü yeten
Allah'ın kulu.-Kadir;
Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
Kadir).
ABDÜLKAVİY: (Ar.)
Er. - Sonsuz güç ve
kuvvet sahibi Allah'ın
kulu. -Kaviy kelimesi
Esmau'l-Hüsna'dandır.
(bkz. el-Kaviyy).
ABDÜLKAYYUM:
(Ar.) Er. - Bu isim her
şeyin bir varlık olarak
durabilmesi için neye
ihtiyacı varsa onu
veren, gökleri, yeri ve
her şeyi tutan, baki,
kaim Allah'ın kulu. -
Kayyum, Allah'ın
isimlerindendi. (bkz.
el-Kayyum).
ABDÜLKEBİR: (Ar.)
Er. - Kebir'in, büyüklük
ve Azamette eşsiz olan
Allah'ın kulu. - Kebir;
Allah'ın isimlerindendi.
(bkz. el-Kebir).
ABDÜLKERİM: (Ar.)
Er. - Keremi bol, cömert
olan Aziz ve Celil
Allah'ın kulu. - Kerim;
Allah'ın isimle
-rindendir. (bkz.
Kerim).
ABDÜLLATİF: (Ar.)
Er. - Latif, güzel,
yumuşak, hoş, nazik olan
bütün olayların ve
eşyanın inceliklerini
bilen Allah'ın kulu. -
el-Latif; Allah'ın
isimlerindendi. (bkz.
Latif).
ABDÜLMACİD: (Ar.)
Er. - Kadru şanı büyük,
cömertlik ve keremi bol
olan, Allah'ın kulu. -
Macid kelimesi, Allah'ın
isimlerindendi. (bkz.
el-Ma-cid).
ABDÜLMALİK: (Ar.)
Er. - Sahip olan, her
şeyin mülkiyetinin
sahibi olan Allah'ın
kulu. - Malik; Allah'ın
isimlerindendi. "Abd"
takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜLMECİD: (Ar.)
Er. - Şanı büyük ve
yüksek olan, şan ve onur
sahibi yüce Allah'ın
kulu. - Mecid kelimesi
Allah'ın 99 isminden
biridir. Sultan
Abdülmecid Han: 31.
Osmanlı padişahı.
ABDU'L-MELİK:
(Ar.) Er. - Her şey
üzerinde tasarruf ve
hükmeden tek hükümdar
Allah'ın kulu. el-Melik,
Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜLMENNAN:
(Ar.) Er. – Çok ihsan
eden, ihsanı bol olan
Allah'ın kulu. - Mennan
kelimesi, Allah'ın
sıfatlarındandır.
ABDÜLMESİH: (Ar.)
Er. - Hastalara şifa
veren, mesih İsa'nın
kulu.-(bkz. Mesih). İsim
olarak kullanılmaz.
ABDÜLMETİN: (Ar.)
Er. - Metanetli,
sağlam, dayanıklı olan
Allah'ın kulu. - (bkz.
Metin). Allah'ın
isimlerin-dendir.
ABDÜLMUCİB: (Ar.)
Er. - Kendisine yönelip
yalvaranların
isteklerine cevap veren,
onların dua ve
tevbelerine icabet eden
yüce Allah'ın kulu.
Mucib,
Esmau'l-Hüsna'dandır. -
(bkz. el-Mucib).
ABDÜLMUHSİ: (Ar.)
Er. - Bütün varlıkların
sayısını tek tek bilen
Allah'ın kulu. - Muhsi,
Esmau'l-Hüsna'dandır.
ABDÜLMUHYİ: (Ar.)
Er. - Hayat veren, can
ve ruh veren, bütün
canlıları ve hayatı
diri tutan Allah'ın
kulu. - Muhyi, Allah'ın
99 isminden birisidir,
(bkz. Muhyi).
ABDÜLMUİD : (Ar.)
Er. - Yaratılmışları
yokettikten sonra tekrar
dirilten Allah'ın kulu.
- Muid Allah'ın 99
isminden birisidir,
(bkz. el-Muid).
ABDÜLMUİZ: (Ar.)
Er. - Muiz'in, izzet
veren, şereflendiren
Allah'ın kulu. - (bkz.
el-Muiz). Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜLMÜMİN: (Ar.)
Er. - Gönüllerde iman
nurunu yerleştiren,
kendisine yönelenlere,
iman nasib ederek onları
hidayetine alan, koruyan
yüce Allah'ın kulu. -
Mü'min, Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜLVACİD: (Ar.)
Er. - Yoktan vareden,
meydana getiren,
dilediğini anında elde
eden, zenginlik ve
servetine nihayet
bulunmayan Vacid'in
kulu. Vacid, Allah'ın
isimlerindendir. -(bkz.
el-Vacid).
ABDÜLVAHİD: (Ar.)
Er. - Tek ve eşsiz olan,
zatında sıfatlarında,
hükümlerinde, işlerinde
asla benzeri olmayan
Allah'ın kulu. - Vahid
kelimesi Cenab-ı Hakk'ın
Kur'an'da zikredilen 99
isminden birisidir,
(bkz. el-Vahid).
ABDÜLVALİ: (Ar.)
Er. - Bütün alemleri ve
meydana gelen bütün
olayları tedbir ve idare
eden Allah'ın kulu. -
Vali,
Esmau'l-Hüsna'dandır.
(bkz. el-Vali).
ABDÜLVARİS: (Ar.)
Er. - Gerçek servet ve
zenginliklerin mutlak
sahibi. Bütün
zenginliklerin son ve
asıl sahibi olan yüce
Allah'ın kulu. - Varis
kelimesi Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
el-Varis).
ABDÜLVASİ: (Ar.)
Er. - Vasi'nin
kulu.Genişlik sahibi ve
müsade edici, darlık,
fakirlik ve sıkıntıdan
münezzeh olan Allah'ın
kulu. - Vasi kelimesi,
Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
el-Vasi).
ABDÜLVEDUD: (Ar.)
Er. - Vedud'un kulu.-
Allah'ın isimlerinden.
Vedud; iyi amel
sahibi kullarını seven,
onlara rahmet ve
rızasını yönelten,
sevilmeye ve sayılmaya,
dostluğu kazanılmaya
yegane layık olan yüce
Allah anlamındadır.
ABDÜLVEHHAB:
(Ar.) Er. - Çok çeşitli
nimetleri daima
bağışlayan Allah'ın
kulu. Vehhab, Allah'ın
isimle-rindendir. -
"Abd" takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜLVEKİL: (Ar.)
Er. - Kendisine
tevekkül edilen,
kudretiyle kullarının
işlerini halleden,
onlara yardımcı olan
yüce Allah'ın kulu. -
Vekil. Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
el-Vekil).
ABDÜLVELİ: (Ar.)
Er. - Kendisine iman
edenlerin dostu ve
yardımcısı.
Yarattıklarına mütevelli
ve nazar edici olan
Allah'ın kulu. -
el-Veliyy kelimesi
Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
el-Veli).
ABDÜNNAFİ: (Ar.)
Er. - Yararlı şeyleri ve
sebeplerini kudretiyle
yaratan Allah'ın kulu.
- Nafı kelimesi,
Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
en-Nafı).
ABDÜNNASIR: (Ar.)
Er. - Yardım eden,
Yardımcıların en
hayırlısı, mü'minlere
nusrct ve zafer veren
Allah'ın kulu. - Nasır,
Allah'ın
sıfatla-rındandır.
ABDÜNNASIR: (Ar.)
Er. - Yardımcı, yardım
eden Allah'ın kulu.
ABDÜNNUR: (Ar.)
Er. - Nur sahibi,
aydınlık, parlaklık
sahibi olan Allah'ın
kulu. - Nur, Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜRRAFİ: (Ar.)
Er. - Rafı'nin kulu.
(bkz. er-Rafi). Allah'ın
isimlerinden
ABDÜRRAHİM: (Ar.)
Er. - Merhametli,
esirgeyen, koruyan,
acıyan, ahirette mümin
kullarına merhamet eden
Allah'ın kulu.-
er-Rahim, Allah'ın
isimlerindendir.
ABDÜRRAUF: (Ar.)
Er. - Çok lütuf, şevkat
ve rahmet eden. Onları
belli nimetlerle dengeli
yaşatan, seviyelendiren
Allah'ın kulu. (bkz.
Rauf).
ABDÜRREŞİD: (Ar.)
Er. - Allah'ın
isimlerinden. Reşid'in
kulu.- (bkz. er-Reşid).
ABDÜRREZZAK:
(Ar.) Er. - Bütün
mahlukların rızkını
veren Allah'ın kulu. -
Rezzak, Allah'ın
isimlerindendir. "Abd"
takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜSSAMED: (Ar.)
Er. - Kimseye hiçbir
şeye muhtaç olmayan,
Allah'ın kulu. - Samed,
Allah'ın
isimlerindendir. "Abd"
takısı almadan
kullanılmaz. Türk dil
kuralı açısından "d/t"
olarak kullanılır.
ABDÜSSELAM: (Ar.)
Er. - Barış, rahatlık,
selamete çıkaran, selam
eden, zevalsiz ebedi
olan Allah'ın kulu. -
es-Selam kelimesi,
Allah'ın
isimlerindendir. "Abd"
takısı almadan
kullanılamaz.
ABDÜSSEMİ: (Ar.)
Er. - Her şeyden
arınmış olarak bütün
sesleri, sözleri ve
kelimeleri işitip
ayırdeden yüce Allah'ın
kulu. (bkz. es-Semi').
ABDÜSSETTAR:
(Ar.) Er. - Günahları
örten, gizleyen Allah'ın
kulu.
ABDÜŞŞAHİD: (Ar.)
Er. - Şahid'in kulu.
Görünen ve görünmeyen
eşyanın hepsini görücü
ve tasarruf edici olan
ve her şeyi müşahade
altında bulunduran
Allah'ın kulu. - Şahid,
Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
eş-Şahid).
ABDÜŞŞEKÜR: (Ar.)
Er. - Emrine uyan,
yasaklarından sakınan
kullarını seven ve çok
ikramda bulunan
Allah'ın kulu. - Şekür,
Allah'ın
isimlerindendir. "Abd"
takısı almadan
kullanılmaz.
ABDÜZZAHİR: (Ar.)
Er. - Varlık ve birliği
sonsuz sayıda eserler ve
delillerle belli olan
Allah'ın kulu. -
ez-Zahir, Allah'ın
isimlerindendir. (bkz.
ez-Zahir).
ABER: (Ar.)
Er. -
Hz. Nuh'un erkek torunu.
ABENDAM: : (Fars.)
Ka. - Güzel vücutlu,
güzellik.
ABGUN: : (Fars.)
Er. - 1. Mavi renk. Gök.
2. Parlak. 3. Nişasta.
ABHER: (Ar.)
Er.
1. Nergis çiçeği. 2.
Yasemin. 3. Zerrin
kadehi çiçeği. 4. Dolu
kab.
ABILAY HAN:
(Tür.) Er. - Orta cüz
Kazak Hanı. Ülkesini
Çinlilere, Hive
hanlıklarına karşı
ustaca savundu
(1711-1781).
ABIŞKA NOYAN:
(Tür.) Er. - İlhanlı
komutan. (XIII-XIV. yy.)
bkz. Abuşga.
ABHİZ: : (Fars.)
Er. 1. Büyük dalga. 2.
Kaynak. 3. Su yolu.
ABİD: (Ar.)
Er.
Allah'a ibadet eden, çok
ibadet eden, zahid.
Kullar, köleler.
ABİDE: (Ar.)
Er.
- Anıt. Önemli ve
değerli yapıt.
ABİDİN: (Ar.)
Er.
- İbadet
edenler-Zeyne'l-Abidin'den
kısaltma isim ad.
Zeynelabidin: Hz.
Ali'nin torunlarından
biri, ibadet edenlerin
ziyneti.
ABŞAR: (Ar.)
Ka.-
Şelale.
ABUŞKA: (Tür.)
Er. - Koca, zevc, yaşlı
erkek.
ABUZER: (f.a.i.)
Er. - Altın suyu. Altın
suyu gibi parlak ve
görkemli. Yahut Ebu Zer
(el-Gıfarî) isminin
fonetik değişikliğe
uğramış şekli.
ABUZETTİN: (Ar.)
Er. - Din yolunda
çabuk, hızlı giden
ACA: (Tür.) Er.
1. Amca, ağabey. 2.
Güçlü kuvvetli,
başladığı işi bitiren.
3. Büyük
ACABAY: (Tür.)
Er. - (bkz. Aca).
ACAHAN: (Tür.)
Er. - (bkz. Aca).
ACAR: (Tür.). 1.
Becerikli. 2. Atılgan,
ele avuca sığmaz. 3.
Halk. 4. Yeni, taze-
Erkek ve kadın adı
olarak kullanılır
(örfte). Acar, Sırrı:
1967 Dünya Güreş
şampiyonu Türk.
ACARALP: (Tür.)
Er. - Yiğit, becerikli,
cesur kişi.
ACARBAY: (Tür.)
Er. - Doğan Acarbay,
olimpiyatlarda
yarışmış Türk atlet,
1948.
ACARER: (Tür.)
Er. - (bkz. Acaralp).
ACARKAN: (Tür.)
Er. - (Acaralp).
ACARMAN: (Tür.)
Er. - Çevik, becerikli,
girişken.
ACARÖZ: (Tür.)
Er. - Özünde yiğitlik
bulunan.
ACARSOY: (Tür.)
Er. - Yiğit, soylu.
ACEM: (Ar.) Er.
1. Arap olmayan
milletlerin hepsi 2.
Açık ve doğru Arapça
konuşamayan kimse 3.
Özellikle İranlı, İran
halkından biri. Acem
Bekir Efendi: Türk
Reisü'l-Küttab, 1723.
ACER: (Ar.) Ka. -
Hz. İsmail (a.s.)'in
annesi (bkz. Hacer).
ACLAN: (Ar.) Er.
- Hızlı, çabuk, telaşlı.
Osman Bey ile çağdaş
olan 14. yy. ortalarında
yaşamış Karasi Beyi.
ACUN: (Ar.) Er. -
Dünya, varlık.
ACUNAL: (Tür.)
Er. - Dünyayı kapsayan,
dünyayı fetheden.
ACUNALP: (Tür.)
Er. - (bkz. Acunal).
ACUNMAN: (Tür.)
Er. - Dünyaca tanınmış,
ünlü.
AÇANGÜL: (Tür.)
Ka. - (bkz. Gül).
AÇE: (Tür.) Ka. -
Sumatra adasının en
kuzey kısmı. Önceleri
burada Açe İslam devleti
hüküm sürerdi. Şimdi ise
Hollanda sömürgesidir.
AÇELYA: (Yun.i.)
Ka. - Kokusuz,
fundagillerden çeşitli
renklerde çiçekler açan
bir bitki.
AÇIL: (Tür.) Ka.
- Açılmak eyleminden
emir; serpil
AÇILAY: (Tür.)
Ka. - Ayın dolunay
halinde olmaya başlaması
AD: (Ar.) Er. -
Çok eskiden Yemen
taraflarında bulunan ve
Hud peygamber
tarafından imana
getirilemediği için
Allah tarafından yok
edildiğine inanılan bir
kavmin adı. Kur'an-ı
Ke-rim'de bu kavim aynı
isimle anılmış ve
başlarından geçen
hadiseler genişçe ele
alınmıştır.
ADAHAN:: (Tür.)
Er. - Adanın hakimi,
yöneticisi.
ADAL: (Tür.) Er.
- "Adın yayılsın, ün
kazan" manasında.
ADALEDDİN : (Ar.)
Er. - Dinin adaleti-
Türk dil kuralı
açısından "d/t" olarak
kullanılır.
ADALET: (Ar.)
Ka./Er. - 1. Hakka
riayctkarlık, hak
tanırlık, haklılık,
doğruluk. 2.
Haksızlıktan uzaklaşma.
3. Düzenli ve dengeli
davranma. 4. Hakkaniyet.
ADANIR: (Tür.)
Ka./Er. - Şanlı,
şöhretli
ADEM: (İb.h.i.)
Er. 1. Allah'ın
yarattığı ilk insan,
insan soyunun atası ve
ilk peygamberi. 2. Adam.
3. İyi, temiz kimse.
Âdem (a.s.) ilk
insan ve ilk
isimlendirilen varlık.
Kur'an'da Hz. Adem'in 25
yerde ismi geçer.
ADETULLAH: (Ar.)
Er. - Allah'ın kanunu,
ilahi sünnet.
ADEVİYE: (Ar.)
Ka. 1. İyilik,
yardımseverlik. 2. Ünlü
hanım mutasav-vıfe.
ADIGÜZEL: (Tür.).
Ka./Er. - Güzel isim.
Verilen ismin güzel
olması.
ADİL: (Ar.) Er.
1. Doğruluk gösteren.
Doğru. 2. Eşit, eş,
müsavi. 3. Adaletli
davranan. Kur'anî bir
isimdir. Allah'ın
emirlerini hakkıyla
uygulayan anlamına
gelir. Raşid halifelerin
2. cisi Ömer b.
el-Hattab'ın meşhur
lakabı.
ADİLE: (Ar.) Ka.
1. Doğruluk gösteren.
2. Doğru- Her işinde
adalet, doğruluk
bulunan hükümet. 3.
Adile Sultan;
Osmanlı döneminde
Bağdat'ta valilik yapan
Süleyman Paşa'nın
hanımı. Adına bir cami
bir de kervansaray
yapılmıştır.
ADİLHAN: (a.t.i.)
Er. - Adil yönetici.
ADİL GİRAY:
(a.t.i.) Er. - Kırım
ve-liahtı. (1548- Kazvin
1579) Devlet Giray'ın
oğlu. Osmanlı-İran
savaşında Osmanlılara
yardımcı oldu. İkinci
Şa-
mah savaşını kazanan
İranlılarca tutsak
edildi ve Kazvin'de
öldü.
ADİN: (Ar.) Er. -
Cennet (Adn).
ADİY: (Ar.) Er. -
Savaşçı, savaştan geri
durmayan, mücahid.
Adiy b. Hatim et-Tai:
630 yılında müslüman
oldu. Babası gibi
cömertti. Kabilesinde
İslam'dan dönme
eğilimleri görünce engel
oldu. Cemel vakasında
Hz. Alinin yanında yer
aldı.
ADNAN: (Ar.) Er.
- Cennette ölümsüzlüğe
kavuşan kimse.
ADNİ: (Ar.) Er.
1. Adın'a mensup, (bkz.
Adnan). 2. Cennete
girmeye hak kazanan.
Adni Recep Dede. Türk
mutasavvıf, şair.
(Belgrat 1688).
ADNİYE: (Ar.) Ka.
- (bkz. Adni).
AFAFET: (Ar.) Ka.
1. Afıflik, temizlik,
temiz olan. 2.
Fenalıktan, günah
işlemekten kaçınma. 3.
Namuslu olmak.
AFET: (Ar.) Ka.
1. Büyük felaket, bela,
musibet. 2. Çok güzel
kadın, dilber
AFFAN: (Ar.) Er.
- Kötü şeylerden
kaçınan, kötülüklerden
uzaklaşan, temiz.
Ashab'dan bu ismi
kullananlar olmuştur.
AFGAN: (Ar.) Er.
- Heyecanlı, çabuk
öfkelenen. Orta Asya'da
yaşayan müslüman bir
kavim. Cemalettin
Af-gani: Müslüman
alimlerden.
AFİF: (Ar.) Ka.
1. İffetli, namuslu, ırz
ve namus sahibi kadın.
2. Doğru, haramdan
sakınan, yolsuzluğa
sapmaz kişi.
AFİFE: (Ar.) Ka..
- (bkz. Afif). IV.
Mehmed'in hanımı.
AFİL: (Ar.) Er.
1. Uful eden, gurub
eden, batan (güneş,
yıldız). 2. Görünmez
olan, kaybolan
AFİTAB: (Fars.)
Ka.l. Güneş, gün ışığı.
2. Çok güzel, dilber,
parlak yüz.
AFRA: (Ar.) Ka.
1. Ayın onüçüncü gecesi.
2. Beyaz toprak. Afra
binti Ubeyde: Sahabe
hanımlardan.
AFŞAR: (Tür.) Er.
1. Oğuz Türklerinin 24
boyundan biri. Türkiye,
Iran, Azerbaycan ve
Afganistan'da dağınık
olarak yaşamaktadırlar.
2. Çabuk iş gören,
çevik, atılgan
AFŞİN: (Tür.) Er.
- Zırh, silah. Afşin
bey: Selçuklu
komutanı. ( XI. yy.).
Gümüştigin'le birlikte
Anadolu savaşlarına
çıktı. Malatya'da Bizans
ordularını yendi.
Marmara kıyılarına kadar
ilerledi (1079).
AFTABE: (Fars.)
Ka. - 1. Su kabı. 2.
Güneş biçiminde yapılan
mücevher.
AFUV: (Ar.) Er. -
Daima affeden,
merhametli.
Esmaü'l-Hüsna'dandır.
"Abd" takısı alarak
kullanılır.
AGAH: (Fars.) Er.
- Bilgili, haberli,
uyanık, afif. Vakıf
olmuş, malumatlı.
Agah Efendi:
(1744-1824). Türk
devlet adamı.
AĞAN: (Tür.) Ka.-
Akanyıldız, ağma
AGER: (Tür.) Er.
- Temiz, doğru kimse
AGRA: (Ar.) Er. -
Çok sevimli, çok
yakışıklı.
AĞA: (Tür.) Er.
1. Yaşlanma manasına
gelen "ağmak"tan. Büyük,
efendi. Büyük kardeş,
ağabey. 2. Amir, baş,
reis. Eski devlet
teşkilatımızda bazı
idarecilere verilen
unvan. 3. Osmanlı
devletinde okuma-yazma
bilenlere verilen şeref
unvanı. 4. Halkın
saygısını kazananlara
verilen unvan. 5.
Er-kek, eş, koca. 6.
Eski büyük konaklarda
çalışan hizmetlilerin
başı. Eski Türklerde
soylu aileye mensup
kadınlar da bu unvanı
kullanmışlardır.
AĞAHAN: (Tür.)
Er. - Nizari İsmaili
imamlara verilen unvan.
Doğu Türk-çesinde ağabey
anlamında da
kullanılmıştır. Türk
kökenli Kaçarların onur
unvanıydı. Ağa Han:
Nizari İsmailîlerin
dini önderi.
AĞAR: (Tür.) Er.
- 1. Beyaz renkli. 2.
Açık tavırlı, samimi. 3.
Asil, onurlu, şerefli.
AĞANER: (Tür.)
Er. - Saf, temiz, duru
insan.
AĞCA: (Tür.) Ka.
- Beyaz tenli kadın.
AĞGÜL: (Tür.) Ka.
- Beyaz gül, ak gül.
AHAD: (Ar.) Er.
1. Bir, kişi, kimse. 2.
Birler, birden dokuza
kadar olan sayılar. 3.
Ünlü Türk
denizcilerinden Ahad
bey (Umur bey
donanmasından).
AHAVİ: (Ar.) Er.
- 1. Kardeşçe, dostça.
Kardeş gibi.
AHBARÎ: (Ar.) Er.
- Haber veren, rivayet
eden.
AHDİ: (Ar.) Er. -
Ahd, and icabı veya ahd
ve ahda müteallik.
Ahdî, Türk tezkire
yazan ve Divan şairi
(Bağdat 1593).
AHENK: (Fars.)
Ka. 1. Uygun, uyum
düzen, armoni. 2.
Renkler arasında
uygunluk. Sesler
arasında uygunluk,
düzen, makam. 3. Çalgılı
eğlence-Saz takımınca
icra edilen beste. 4.
Kasıt, niyet.
AHFA: (Ar.)
-
Kalb, ruh, sır, hafi,
ah-fa şeklinde sıralanan
"Ietafet-i hamse"
sonuncusuna verilen ad.-
Erkek ve kadın adı
olarak kullanılır.
AHFAZ: (Ar.)
Er.
- 1. Belleği çok
kuvvetli. 2. Kur'an'ı en
iyi hıfzetmiş kişi. 3.
Alçak gönüllü.
AHFEŞ: (Ar.)
Er.
1. Küçük gözlü, zayıf
bakışlı. 2. Yalnız gece
gören kimse. Ahfeş
lakabında üç büyük Arap
alimi vardır.
Abdülhamid, Said b.
Mes'ade, Ali b.
Süleyman.
AHİ: (Ar.) Er. 1.
Ahi ocağına mensup olan
kimse. 2. Cömert,
eliaçık. Ahi Benli
Hasan. Türk şairi.
Yavuz döneminde yaşamış
ve Şirinu Perviz
mesnevisini yazmıştır.
AHİD: (Ar.)
Er.
1. Bir şeyin yerine
getirilmesini emretmek.
2. Söz vermek. Emir,
talimat, taahhüt,
anlaşma, yükümlülük.
AHKAF: (Ar.)
Er.
1. Kum fırtınası 2.
Kur'an-ı Kerim'in 6.
suresi. Araplar bu ismi,
Arabistan'ın güneyinde,
kimsenin bilmediği ve
giremediği çöle
vermişlerdir.
AHLA: (Ar.)
Ka. -
Çok tatı. Pek şirin.
AHLAS: (Ar.)
Er.
- 1. Saf, halis,
ka-rışımsız. 2. İyi
yürekli, temiz kimse. 3.
Kur'anî ıstılahta,
Allah'a halis olarak
yönelip ihlaslılıkta
ileri bir dereceye
varmış kul.
AHMED: (Ar.)
Er.
- Çok, en çok övülmüş,
methedilmiş. Kur'an-ı
Kerim'de Saf suresinin
2. ayetinde: Hz.İsa,
İsrailoğullarına:
"...adı Ahmed olan
peygamberi de
müjdeleyici olarak
geldim" şeklinde geçen
isimlendirme ile
Peygamberimizin
isimlerinden birisi
olarak anıldı ve
kullanılmaya başlandı.-
Türk dil kuralı
açısından "d/t" olarak
kullanılır. Ahmed-i
Muhtar, Hz.
Muhammed (s.a.s).
AHMER: (Ar.)
Er.
- Kırmızı, kızıl.
AHNEF: (Ar.)
Er.
1. Ayaklan çarpık ve
eğri büğrü olan. Daha
çok lakap olarak
kullanılır. Ahmet b.
Kays, as-habdan.
AHNES: (Ar.)
Er.
- Basık ve sivri
burunlu. Daha çok lakap
olarak kullanılır.
AHRA: (Ar.)
Ka. -
Daha layık, münasip,
uygun
AHSA: (Ar.)
-
Arabistan'ın
Kuveyt-Katar kısmına
verilen isim- Erkek ve
kadın adı olarak
kullanılır
AHSEN: (Ar.)
-
Daha güzel, çok güzel,
en güzel. Erkek ve kadın
adı olarak kullanılır.
Ahsen-i takvim:
En güzel şekil.
Kur'an-ı Kerim'in Tin
suresinin 3. ayetinde
insanın ahsen-i takvim
üzere yaratıldığı beyan
buyurulmaktadır. Ahsen
kelimesi, Kur'an'da 16
yerde zikredilmiştir.
AHTER: : (Fars.)
Ka. - Yıldız.
AHU: (Fars.) Ka.
1. Ceylan, karaca,
gazal. 2. Güzel, ince
alımlı kadın. 3. Gözleri
ceylan gözüne benzeyen
kadın. 4. Kardeş, dost
AHVER: (Ar.)
Er.
-1. Müşteri yüzlü, güzel
gözlü adam. 2. Zeki,
akıllı.
AHVES: (Ar.)
Er.
- Cesur, kahraman,
yiğit.
AİŞE: (Ar.)
Ka. -
1. Yaşayan, zenginlik
ve bolluk gören.
Yaşayış. Aişe binti
Ebu Bekir.
Peygamberimiz (s.a.s)'in
hanımlarından. Muhterem
annelerimizden biri olan
Aişe (r.a.) İslami
bilgisi ve fakihliği ile
de meşhurdur (bkz.
Ayşe).
AJDA: (Tür.) Ka.
1. Filiz sürgün. 2.
Çentik çentik olan şey
AKABE: (Ar.)
Er.
1. Sarp geçit,
çıkılması zor yokuş. 2.
Tehlike. Atlatılması
zor güçlük, muhtıra.
AKAD: (Tür.) Er.
- Doğruluğuyla,
dürüstlüğüyle tanınmış
kimse.
AKALP: (Tür.) Er.
- Doğruluğu ve
dürüstlüğüyle tanınan
kimse.
AKALIN: (Tür.)
Er. - Alnı açık, suçu
olmayan, onurlu.
Akalın (Besim Ö-mer
Paşa). Türk hekim.
AKANAY: (Tür.)
Ka. - Yıldız kümesi.
AKANSEL: (Tür.)
Er. 1. Akarsu. 2. Uzun
mesafeler geçerek denize
dökülen akarsu.
AKAR: (Tür.) Er.
1. Akıp geçen. 2. Gelir
getiren.
AKASMA: (Tür.)
Ka. - Beyaz, mavi,
morumsu, pembe çiçek
veren yabani, tırmanıcı
bir bitki.
AKASOY: (Tür.)
Er. - Sevilen, sayılan
soydan gelen
AKASYA: (Yun.i.)
Ka. - Küçük sıra
yapraklı, gölgeli küçük
cinsleri süs için
yetiştirilen
baklagillerden bir ağaç.
Salkım ağacı da denir.
AKAY: (Tür.)-
Beyaz ay, ayın tam bir
daire olarak dolgun,
parlak göründüğü evre.
Ak ve ay kelimelerinden
birleşik isim. Erkek ve
kadın adı olarak
kullanılır.
AKBATU: (Tür.)
Er. - Yiğit erkek.
AKBATUN: (Tür.)
Er. - (bkz. Akbatu).
AKBEHMEN: (Tür.)
Er. Peygamber çiçeğinin
eşanlamlısı.
AKBİLGE: (Tür.) -
Alim, bilgili, dürüst
kimse.- Erkek ve kadın
adı olarak kullanılır.
AKBOĞA: (Tür.)
Er. - Boğa gibi güçlü ve
temiz şahsiyetli.
Akboğa Celayir:
Moğol emir ve komutanı.
AKBORA: (Tür.)
Er. - (bkz. Bora)
AKBUDUN: (Tür.)
Er. - Temiz, tanınmış
soydan gelen
AKBURAK: (Tür.)
Er. - (bkz. Burak)
AKÇAN: (Tür.) Ka.
- Temiz, dürüst kimse
AKCEBE: (Tür.)
Er. - Beyaz zırh sahibi
yiğit.
AKÇA: (Tür.) Ka.
1. Oldukça ak, beyazca.
2. Eskiden kullanılan
küçük gümüş para, nakit.
3. Temiz, saf, iyi
niyetli kişi.
AKÇAKİRAZ: (Tür.)
Ka. - Bir kiraz çeşidi.
AKÇAKOCA: (Tür.)
Er. - Temiz ve namuslu
erkek. - Osman Gazi ve
Orhan Gazi'nin silah
arkadaşı.
AKÇALI: (Tür.)
Er. - Varlıklı, zengin.
AKÇAM: (Tür.) Er.
- Kuzey Amerika'da
yetişen bir çam türü.
AKÇAR: (Tür.) Er.
- iyi ruhlar.
AKÇIL: (Tür.) -
Beyazımsı, solgun Erkek
ve kadın adı olarak
kullanılır.
AKÇİÇEK: (Tür.)
Ka. - Beyaz çiçek- Daha
çok örfte kullanılır.
AKÇORA: (Tür.)
Er. - İyi ruhlar.
AKDA: (Ar.)
Ka. -
Himaye altında olan
cariye, kadın, köle.
AKDEMİR: (Tür.)
Er. - Demir gibi güçlü
ve temiz yürekli. Yiğit.
AKDES: (Ar.)
Er.
- En kutsal.
AKDİL: (Tür.) Er.
- İyi, doğru, güzel
konuşan kişi.
AKDOĞAN: (Tür.)
Er. - (bkz. Doğan).
AKDORU: (Tür.)
Er. - Doruğu bulutlu
dağ.
AKEL: (Tür.) Er.
1. Doğru, dürüst işler
yapan kimse. Dürüst,
güvenilir erkek.
AKERGİN: (Tür.)
Er. - (bkz. Akerman).
AKERMAN: (Tür.)
Er. - Dürüst, soylu,
temiz kişi.
AKGİRAY: (Tür.)
Er. - (bkz. Akergin)
AKGÜL: (Tür.) Ka.
- Beyaz gül.
AKGÜN: (Tür.) Er.
- Mutlu, sevinçli gün.
AKHAN: (Tür.) Er.
- Dürüst hakan.
AKALP: (Tür.) Er.
- Cömert, eli açık
yiğit.
AKIMAN: (Tür.)
Er. - Cömert, eli açık
kimse.
AKIN: (Tür.) Er.
- Her engeli aşan,
güçlüklerden yılmayan,
hızlı hareket
kabiliyetine sahip.
AKINALP: (Tür.)
Er. - Akın yapan yiğit.
Yiğit.
AKINCI: (Tür.)
Er. -Osmanlılarda ileri
karakol. Ani vurkaçlarla
düşmanlarının moralini
bozan
uç süvarileri. Hafif
süvari.
AKINER: (Tür.)
Er. - (bkz. Akınalp)
AKINTAN: (Tür.)
Er. - Tan yeri
ağarırken yapılan akın
AKİF: (Ar.)
Er.
1. Bir şeyde sebat eden.
2. İbadet eden, ibadet
maksadıyla mübarek bir
yere çekilen. İ'tikafa
giren. 3. Direnen. M.
Akif Er soy: Ünlü
şair ve yazarımız.
Safahat'ın yazan.
İstiklal marşını telif
etmiştir.
AKİFE: (Ar.)
Ka.
1. Bir şey üzerinde
azimle duran, sebatlı,
kararlı. 2. İbadet eden
hanım.
AKİL: (Ar.)
Er.-
Akıllı, akıl sahibi.
Uslu, kavrayışlı. Ali b.
Ebi Talib'in kardeşi.
Akil b. Ebi Talib.
AKİLE: (Ar.)
Ka.-
(bkz. Akil)
AKİPEK: (Tür.)
Ka. - İpek gibi kadın.
AKİS: (Ar.) Ka.
1. Yankı. 2. Işığın veya
bir şeklin bir satha
çarpıp orada görünmesi,
yansı. 3. Zıt, ters,
muhalif.
AKKOR: (Tür.) Ka.
- Işık saçacak aklığa
varıncaya kadar
ısıtılmış olan.
AKKIZ: (Ar.)
Ka.-
Beyaz kadın.
AKMAN: (Tür.) Er.
1. Temiz, beyaz, güzel
insan. 2. Yaşlı kimse.
AKMANER: (Tür.)
Er.- (bkz. Akman).
AKMAR: (Ar.)
Ka.
- Aylar, yıldızlar.
AKMER: (Ar.)
Ka.
- Ay gibi beyaz (yüz)
AKNUR: (t.a.i.)
Ka. - Beyaz nur.
AKÖZ: (Tür.) Er.
- Özü sözü doğru kişi,
temiz kişilikli.
AKPINAR: (Tür.)-
(bkz. Pınar).
AKSAN: (Tür.)
Er.- İyi ve temiz
tanınmış kimse.
AKSEN: (Tür.)
Ka.- Sen aksın,
temizsin, doğru ve
namuslusun.
AKSEVİL: (Tür.)
Ka. - (bkz. Sevil).
AKSIN: (Tür.)
Er.- Temiz, doğru,
dürüstsün.
AKSOY: (Tür.) Er.
- Temiz soylu.
AKSUN: (Tür.) Er.
- (bkz. Aksu).
AKSUNA: (Tür.)
Ka. -Ak renkli yaban
ördeği.
AKSUNER: (Tür.)
Er.- (bkz. Aksungur).
AKSUNGUR: (Tür.)
Er.-Doğan cinsinden bir
nevi av kuşu. -
Aksungur b. Abdullah.
Melikşah zamanında
Halep'in hakimliğini,
yöneticiliğini yapan
Türk Emiri.
AKSU : (Tür.) Ka.
1. Temiz, pırıl pırıl
su gibi. 2. Nehir
AKSÜYEK: (Tür.)
Er. - Eski Türklerde
soylu anlamında
kullanılırdı.
AKŞEMSEDDİN:
(t.a.i.) Er.- Dinin
güneşi.- Türk din
bilgini ve hekim. (Şam
1389-Göynük 1459).
Fatih'in hocasıdır.
İstanbul'un fethinde
bulundu. Ünlü sahabi
komutan Eba Eyyub
el-Ensari'nin mezarını
bulduğu söylenir. Türk
dil kuralına göre "d/t"
olarak kullanılır.
AKŞIN: (Tür.) 1.
Az ak, akımsı.2.
Derisinde, kıllarında ve
gözlerinde doğuştan boya
maddesi bulunmadığı için
her yanı beyaz olan
(insan, hay-
van). Erkek ve kadın adı
olarak kullanılır.
AKŞİT: (Tür.) Er.
- Kutlu uğurlu. 2. Ak.
3. Güneş, nur, aydınlık.
Akşit Muhammed b.
Tugac: İhşidiler
devletinin kurucusu.
AKTAY: (Tür.) Er.
- Beyaz tay. Türkler'de
çok kullanılan bir
isimdi.
AKTAÇ: (Tür.) Er.
- Beyaz taç.
AKTAN: (Tür.) -
Aydınlık, mehtaplı gece.
AKTAR: (Tür.) Er.
- Parlak, aydınlık
sabah.
AKTAŞ: (Tür.) Er.
- Mermer.
AKTEKİN: (Tür.)
Er. - Parlak, görkemli,
temiz huylu yiğit.
AKTEMÜR: (Tür.)
Er. - Akdemir.
ARTİMUR: (Tür.)
Er. - (bkz. Aktemur).
AKTOLGA: (Tür.)
Er. - (bkz. Tolga).
AKTUĞ: (Tür.) Er.
- (bkz. Aytuğ).
AKYIL: (Tür.) Er.
-Temiz, güzel sene. -
Erkek ve kadın adı
olarak da kullanılır.
AKYILDIZ: (Tür.)
- Akşama doğru doğan
parlak yıldız. Çoban
yıldızı, sabah yıldızı.
AKYİĞİT: (Tür.)
Er.- Dürüstlüğü ve
temizliğiyle tanınmış
yiğit.
AKYOL: (Tür.) Er.
- Dürüst, doğru ve iyi
yol.
ALAADDİN: (Ar.)
Er. -Dini yüceltmek
için din uğruna çalışan
kimse. Alaaddin
Keykubad (1192-1237)
Anadolu Selçuklu
Sultanı. - Türk dil
kuralları açısından
"d/t" olarak kullanılır.
ALACAN: (Tür.)
Er. - (bkz. Akan).
ALAGÜN: (Tür.)
Ka. - Yazın güneş buluta
girdiği zamanki gölgeli
hava.
ALAMET: (Ar.)
Ka.
1. İşaret, iz, nişan.
2. Remiz, sembol. 3.
Belirti, emare. 4. Çok
iri, şaşılacak
büyüklükte (mec.).
ALANALP: (Tür.)
Er. - Ülke alan,
fetheden, fatih.
ALANAY: (Tür.)
Er. - (bkz. Alanalp).
ALANER: (Tür.)
Er. - (bkz. Alanalp).
ALANGOYA: (Moğ.)
Ka. 1. Altın geyik. 2.
Ünlü Moğol destanının
kutsal sayılan kadın
kahramanı.
ALANGU: (Tür.)
Er. -Altın geyik.
ALANUR: (Ar.)
Ka.
- (bkz. Nur).
ALAPINAR: (Tür.)
Ka. - (bkz. Pınar).
ALATAN: (Tür.)
Er. - Güneş doğmadan
önce ufukta beliren
karışık renkler.
ALATAY: (Tür.)
Er. - Derisinde
benekler olan tay.
ALCAN: (Tür.) Ka.
- Can alıcı güzel. Can
alan, cesur, yürekli.
ALEMDAR: (a.f.i.)
Er. 1.Bayrak veya
sancak tutan, taşıyan,
bayraktar, sancaktar. 2.
İşe önderlik eden.
Alemdar Mustafa Paşa:
Osmanlı veziri.
ALEV: (Tür.) Ka.
1. Ateşten ve yanıcı
cisimlerden çıkan
parlak, çeşitli
şekillere giren
gazlardan meydana gelen
şeffaf dil, yalım. 2.
Aşk ateşi, sevda. 3.
Alımlı, cazibeli kadın.
ALEVİ: (Ar.)
Er.
- Hz. Ali soyundan, Hz.
Ali'ye hususi ilgi
gösteren, ona taraftar
olan. Şii mezhebinin
kollarından biri.
ALGAN: (Tür.) Er.
- Alan, fetheden, fatih.
ALGIN: (Tür.) Er.
1. Güçlü, iyi, güzel,
sıcakkanlı, sevimli. 2.
Sevdalı, aşık, vurgun.
3. Hızlı akan su. 4.
Renksiz, cılız, zayıf.
ALGUHAN: (Tür.)
Er. - Çağatay hanlığı
hükümdarı. (1266). Orta
Asyayı ele geçirip
Harezmden Afganistan'a
kadar sınırlarını
genişletti. Cengiz'in
yasalarını şiddetle
uyguladı.
ALGUN: : (Fars.)
Ka. 1. Aklı alınmış. 2.
Al renginde, koyu ve
parlak pembe. 3.
Tümsek, tepe.
ALGUNE: : (Fars.)
Ka. 1. Serap. 2. Allık.
ALGÜL: (Tür.) Ka.
- Kırmızı gül.
ALİ: (Ar.)
Er. 1.
Yüce, ulu, yüksek. 2.
Hz. Ali: Ebu
Talib'in oğlu.
Peygamberimizin
amcazadesi ve kızı
Fatma (r.anha)'nın
kocası. Dördüncü
halife.
ALİCAN: (a.f.i)
Er. - Ali ve can
isimlerinin bir araya
gelmesinden meydana
gelmiştir. - (bkz. Ali
ve Can).
ALİCENGİZ:
(a.t.i.) Er. - Akla
gelmez, şeytanca,
beklenmedik ve
umulmadık tarzda
anlamlan ile "Alicengiz
oyunu" deyiminde geçer.
ALİGÜHER:
(a.f.i.) Er. -
Yaratılışı ve mayası
yüce ve değerli olan.
ALİ HAN: (a.t.i.)
Er. - Yüce han.
ALİKADR: (Ar.)
Er. 1. Yüksek kıymette
olan, çok kıymetli, çok
takdir edilen, çok
saygıdeğer. 2. Meşhur
bir çeşit lale.
ALİM: (Ar.)
Er.
1. Çok okumuş,
bilgin.,2. Çok bilen. 3.
Sonsuz. İlim sahibi.
Allah'ın
sıfatlarındandır.
Kur'an'da Cenab-ı
Hakk'ın ismi olarak 13
yerde geçer. "Abd"
takısı alarak da
kullanılır.
ALİME: (Ar.)
Ka.
- (bkz. Alim).
ALINAK: (Tür.)
Er. - Doğru, güvenilir.
ALİŞAH : (a.f.i.)
Er. - Hükümdarların en
yücesi. Alişah
Taceddin. (?-1324).
İlhanlı veziri.
ALIŞAN: (a.f.i.)
Er. - Şan ve şerefi yüce
ve yüksek olan çok
değerli.
ALİYAR : (a.f.i.)
Er. 1. Yar, dost,
sevgili. 2. Alinin
dostu, sevgili adı. 3.
Yüce dost. - Birleşik
isim
ALİYE: (Ar.)
Er.
- Yüce, yüksek, bir
şeyin en yukarısı,
tepesi. - (bkz. Ali).
ALKAN: (Tür.) Er.
- Kırmızı kan. Alkan
bey: Türk denizci.
Selçukluların
egemenliğindeki İznik'te
Ebu'l-Kasım'ın donanma
komutanı.
ALKIM: (Tür.) Er.
- Gökkuşağı. Alkım
(Uluğ Bahadır) Türk
Arkeolog.
ALKIN: (Tür.) Er.
1. Sevdalı, aşık,
vurgun. 2. El çırpma,
övme.
ALKUR: (Tür.) Er.
- Hep, bütün, herkes.
ALLAHVERDİ:
(a.t.i.) Er. - İran'da
yaşayan bir Türkmen
kabilesinin adı.
ALP: (Tür.) Er.
1. Eski Türklerde
kahraman, yiğit, cesur,
bahadır, pehlivan. 2.
Seyfi kola mensup,
savaşçı, fütüvvct ehli.
Alperen, Alpgazi.
Bu isim İslam'dan sonra
da Türkler arasında
kullanılmaya devam etti.
ALPAGU: (Tür.)
Er. 1. Tek başına
düşmana saldıran yiğit.
2. Eski Türklerde bir
rütbe adı. 3. Eski
Türklerde bir kurt adı.
ALPAĞAN: (Tür.)
Er. - Cesur, yiğit,
kahraman.
ALPAK: (Tür.) Er.
- Dürüst, kahraman,
yiğit.
ALPARTUR: (Tür.)
Er. - Kendine güveni
olan yiğit.
ALPASLAN: (Tür.)
Er. - Arslan gibi cesur
ve yiğit, savaş beyi.
Büyük Selçuklu
hükümdarı. Selçukluların
en büyük zaferi sayılan
Malazgirt zaferi onundur
(l071).
ALPAY: (Tür.) Er.
- Cesur, yiğit kimse.
ALPAYDIN: (Tür.)
Er. - (bkz. Alpay).
ALPBİKE : (Tür.)
Er. - genç, delikanlı,
(bkz. Alp).
ALPÇETİN: (Tür.)
Er. - (bkz. Alpay).
ALPDE.MİR: (Tür.)
Er. - (bkz. Alpay).
ALPDOĞAN: (Tür.)
Er. - Doğuştan yiğit
olan.
ALPER: (Tür.) Er.
- (bkz. Alp).
ALPEREN: (Tür.)
Er. - Yiğit, bahadır.
ALPERTUNGA:
(Tür.) Er. - Efsanevi
Türk hükümdarı ve destan
kahramanı. M.Ö. 626
yıllarında yaşayıp
İranlılarla uzun
savaşlara giren Turan
(Saka) hükümdarı olduğu
söylenir.
Türk, İran, Arap, Hint,
Eski Yunan ve Asur
kaynaklarında
kendisinden değişik
adlarla bahsedilir.
ALPGİRAY: (Tür.)
Er. - Yiğit hükümdar.
Kırım veliahtı. Bir ara
Kırım Hanı da oldu.
ALPHAN: (Tür.)
Er. - Yiğit hükümdar.
ALPKAN: (Tür.)
Er. - Yiğit soydan
gelen.
ALPKIN: (Tür.)
Er. - Keskin kılıç.
ALPMAN: (Tür.)
Er. - Yiğit, cesur,
kahraman.
ALPNUR: (Tür.)
Ka. - (bkz. Alp).
ALPSOY: (Tür.)
Er. - (bkz. Alpkan).
Yiğit ve cesur soya
mensub.
ALPTEKİN: (Tür.)
Er. - Kahraman şehzade.
Birleşik isim. Alp:
Kahraman, Tekin:
Şehzade.
ALTAN: (Tür.) Er.
1. Sabahın güneş
doğarkenki zamanı. 2.
Hakanlara verilen
unvan, sultan, padişah.
ALTAY: (Tür.) Er.
1. Asya'da Batı Sibirya
ile Moğolistan'ı ayıran
dağlık bölge. 2. Altay
dağlan bölgesinde
yaşayan Türklerin genel
adı.
ALTIN: (Tür.) Ka.
1. Parlak, san renkte,
paslanmayan, kolay
işlenebilen, ziynet
eşyası olarak da
kullanılan maden, zer,
zeheb. 2. Örfte kadın
adı olarak kullanılır.
Zerrin (bkz. Zerrin).
ALTINBAŞAK:
(Tür.) Ka. - Değerli
kimse.
ALTINBİKE: (Tür.)
Ka. - (bkz. Altınbaşak).
ALTINIŞIN: (Tür.)
Ka. - Işığın en güçlü
anı.
ALTINİZ: (Tür.)
Ka. - (bkz. Altınışık).
ALTINTAÇ: (Tür.)
Ka. - Altından taç.
ALTUĞ: (Tür.) Er.
- (bkz. Tuğ).
ALTUNAY: (Tür.)
Er. - Ay'ın san renkli
hali
ALTUNÇ: (Tür.)
Er. 1. Bakır alaşımı.
2.Kırmızı bakır. 3.
Kırmızı, al gözlü.
ALTUNER: (Tür.)
Er. - Değerli kimse.
ALTUNHAN: (Tür.)
Er. - Zengin hakan.
Türklerin, Çin'de hüküm
süren Türk-Moğol
hükümdarlarına
verdikleri ad.
ALYA: (Ar.) Er.
1. Yüksek yer,
yükseklik. 2. Gök,
sema.
AMANULLAH: (Ar.)
Er. - Allah'ın
bağışlaması. Allah'ın
koruması.
AMİD: (Ar.) Er.
1. Çok hasta. 2. Aşk
hastası. 3. Başlıca
nokta. 4. Önder, şef,
komutan. 5.
Diyarbakır'ın eski adı.
Ortaçağ'da İslam Türk
devletlerinde
kullanılan bazı unvanlar
ve memuriyet isimleri.
AMİL: (Ar.) Er.
1. Fail, yapan,
işleyen. 2. İslam
devletlerinde zekat,
vergi tahsildarı veya
valiler ve devlet
memurlan.
AMİNE: (Ar.) Ka.
- Gönlü emin, kalbinde
korku olmayan. -
Peygamber'in (s.a.s)
annesinin adı. (bkz.
Emine).
AMİR: (Ar.)
Er.
1. Mamur eden,
şenlendiren. 2. İmar
olunmuş. 3. Devlete ait.
4. Kendisine bağlı
görevliler bulunan.
Amir b. Abdullah b.
Mes'ud:
Tabiindcndir. İslam
fıkıh bilgini.
AMİRE: (Ar.)
Ka.
- (bkz. Amir).
AMMAR (Ar.)
Er.
1. Memur eden. 2.
Bayındırlaştıran. (bkz.
Amir). - Ammar b.
Yasir. Sahabeden.
İlk müslüman
olanlardandır. Çok
işkence gördü.
Habeşistan'a hicret
etti. Annesi ilk İslam
şehidcsi Sümeyye (r.
anha)'dir.
AMR: (Ar.)
Er. -
Uzun yaşamak, uzun
ömürlü olmak. Amr b.
Madikerib: 631'de
Medine'ye gitti ve
müslüman oldu. Çok
yaşlıyken bile iyi
savaştı.
AMRE: (Ar.)
Ka. -
(bkz. Amr).
AMUZ: : (Fars.) Er.
- Bilen, öğrenmiş,
öğreten.
ANBER: (Ar.)
Ka.
1. Ada balığının
bağırsaklarında toplanan
yumuşak, yapışkan ve
misk gibi kokan, kül
renginde madde. 2.
Güzel koku. 3.
Güzellerin saçı.
ANDAK: (Tür.) Er.
- Hemen, o anda. - Erkek
ve kız adı olarak
kullanılır.
ANGIN: (Tür.) Er.
1. Tanınmış, ünlü,
namlı. 2. Bayındır.
ANI: (Tür.) -
Yaşanmış olaylardan
belleğin sakladığı. -
Erkek ve kadın adı
olarak kullanılır.
ANIL: (Tür.) Ka.
1. Anılmak eylemi. 2.
Meşhur, ünlü. 3.
Hatırlanan.
ANİF: (Ar.) Er.
1. Sert, şiddetli. 2.
Haşin. 3. Geçmişte, pek
yakında, burnun ucu
denecek kadar yakından
geçen. 4. Biraz önce,
belirtilen, bahsedilen.
ANİFE: (Ar.)
Ka.
- (bkz. Anif).
ARAF: (Ar.)
Er.
1. Cennet ile cehennem
arasındaki yer. 2. Sert,
tepe. 3. Adetler,
usuller. Arafat:
Mekke'nin yakınında
bulunup hacıların arefe
günü durdukları yerdir.
Bu duruş haccın
rükünlerindendir.
ARAL: (Tür.) -
Birbirine yakın adalar
topluluğu. Orta Asya'da
bir göl.
ARAM: : (Fars.) Ka.
1. Dinlenme, sükun,
karar. 2. Rahat, huzur,
istirahat. 3. Oturma,
eğlenme, ikamet etme.
ARAMCAN: : (Fars.)
Ka. -1. Gönül rahatı. 2.
Sevgili, sevilen güzel.
ARAMDİL: : (Fars.)
Er. 1. gönül rahatı. 2.
Sevilen güzel. 3. Yer
mekan.
ARCA: (Ar.)
Ka.
-1. Temiz, namuslu. 2.
Aksak, topal.
ARDA: (Tür.) Er.
1. Eskiden bazı
çavuşların elde
tuttukları uzun değnek.
2. İşaret için dikilen
değnek. -3. Çıkrıkçı
kalemi. 4. Sonra gelen.
ARDALI: (Tür.)
Er. - (bkz. Arsal).
ARDAN: (Tür.) Er.
- (bkz. Arsal).
AREF: (Ar.)
Er.
1. Pek maruf, çok
bilinen. 2. Arif,
anlayışlı ve bilgili.
AREFE: (Ar.)
Ka.
1. Arife, dini
bayramlardan bir
evvelki gün. 2. Bir
önceki gün.
AREL: (Tür.) Er.
- Temiz, dürüst kimse.
ARGU: (Tür.) Er.
1. İki dağ arası,
uçurum. 2. Orta Asya'da
Issık gölü çevresinde Çu
ve Talaş havzalarında
yaşamış Kırgızların en
büyük boyu. Argu
Türkleri.
ARGUN: (Tür.) Er.
1. Zayıf, güçsüz,
düşkün, dermansız,
zebun. 2. Yanyana iki
kamış düdüğünden veya
kartal kemiğinden
yapılmış kaval. -
Argun: İlhanlı
hükümdarı. Abaka Han'ın
oğlu.
ARGÜN: (Tür.) Er.
- Temiz, aydınlık gün.
ARGUN ŞAH: (Tür.)
Er - (bkz. Argun).
Argunşah.
(Nizameddin) Anadolu
Selçuklu Sultanı Kılıç
Aslan II'nın oğlu.
Babası ülkeyi oğullan
arasında pay edince,
hissesine Amasya
düşmüştü.
ARHAN: (Tür.) Er.
- Üstün nitelikli,
gururlu bakan.
ARICAN: (Tür.)
Er. - Temiz, doğru
kimse.
ARIÇ: (Tür.) Er.
- Barış, asayiş.
ARIER: (Tür.) Er.
- Çalışkan kimse.
ARİF: (Ar.)
Er.
1. Meşhur, çok
tanınmış, mütearif. 2.
Bilgi sahibi. Bilen,
bilgili, irfan sahibi.
3. Sıbyan mektebi hocası
veya kalfası.
ARİFE: (Ar.)
Ka.
- Bilgi ve irfan sahibi
kadın. Uyanık, ince
ruhlu, latif.
ARIHAN: (Tür.)
Er. - (bkz. Arhan).
ARIKAL: (Tür.)
Er. - Temiz, doğru,
dürüst kal.
ARIKAN: (Tür.)
Er. - Temiz soy.
ARIKHAN: (Tür.)
Er. - (bkz. Arhan)
ARIN: (Tür.) Er.
1. Temiz, arı, saf. 2.
Alın. 3. Yüz, cephe.
Dağların, tepelerin
yüzü.
ARINÇ: (Tür.) Er.
1. Temiz, saf, arı. 2.
Barış.
ARISAL: (Tür.)
Er. - An gibi çalışkan
kimse.
ARISAN: (Tür.)
Er. - Temiz, doğru
tanınmış kimse.
ARISOY: (Tür.)
Er. - (bkz. Arısan).
ARITAN: (Tür.)
Er. - Temizleyen, arı
duruma getiren.
ARKAN: (Ar.)
Er.
1. Temiz, ari kandan
gelen. 2. Üstün galip.
Arkan (Seyfı)
Türk mimar (1903-1966).
ARKIN: (Tür.) Er.
- Yavaş, ağır, sakin,
gelecek yıl.
ARKUT: (Tür.) Er.
- Temiz, uğurlu, kutlu.
ARMAĞAN: : (Fars.)
1. Hediye, peşkeş,
tuhfe, bergüzer. 2.
Birinin gördüğü işe
veya başarısına karşılık
olarak verilen şey,
mükafat.3. Bir ilim
adamını tanıtmak veya
çalışmalarından ötürü
mükafatlandırmak
maksadıyla adına
çıkarılan ilmi eser.
(Köprülü Armağanı). -
Erkek ve kadın adı
olarak kullanılır.
ARMAN: : (Fars.)
Er. 1. Hasret, özleme.
2. Zahmet, sıkıntı. 3.
Teessüf. 4. Pişmanlık.
ARMİNE: (İbr.)
Ka. - İbranice isim.
(bkz. Emine).
ARRAF: (Ar.)
Er.
l Falcı, kahin.
Müneccim. 2. Hekim. 3.
Göçebe Arap
aşiretlerinin örfe vakıf
umumi bilgileri.
ARRAFE: (Ar.)
Ka.
- (bkz. Arraf).
ARSAL: (Tür.) Er.
- Temiz huylu, namuslu.
ARSEBÜK: (İ.) Er.
- 1. Temiz ruhlu ve
çabuk. 2. Toy. 3. Namus
konusunda titiz.
ARSLAN: (Tür.)
Er. 1. Kuvvet ve
saldırganlığıyla tanınan
hayvan, esed, şir. 2.
Cesur adam, bahadır. 3.
Bir çeşit çiçek.
Arslan Argun:
Alpaslan'ın oğlu (1097).
ARSLANGİRAY:
(Tür.) Er. Cesur,
korkusuz han. Arslan
Giray: Kırım hanı
(1702-1767).
ARSLANŞAH: (Tür.)
Er. - Arslan gibi cesur
ve yiğit şah, kral.
Cesur komutan.
Arslan Şah: Kirman
Selçuklu hükümdarı (l
145). ,
ARTAN: (Tür.) Er.
1. Yarar, fayda. 2.
Üstünlük, meziyet,
nitelik.
ARTUÇ: (Tür.) Er.
- Ucu sivri demirle
donanmış mızrak.
ARTUK: (Tür.) Er.
- Selçuklu Emiri. (XI.
yy.). Selçukluların ünlü
hakanı Alpaslan'ın
emrinde Malazgirt
savaşına katıldı.
ARÜSEK: (Fars.)
Ka. 1. Gelin, küçük
gelin. 2. Bebek gibi
güzel kız. 3.
İşlemecilikte kullanılan
yeşil parlak sedef. 4.
Ateş böceği. 5. Küçük
bir mancınık çeşidi.
ARZIK: (Tür.) Er.
- Dindar, sofu.
ARZU: (Ar.) Ka.
1. İstek, bahşiş. 2.
Emel, heves, meyl. 3.
Özlemek, müştak olmak.
"Arzum" olarak da
kullanılır. Meşhur halk
hikayelerinde Kamber'in
sevgilisi.
ARZUMAN: (Ar.)
Ka. - (bkz. Arzu).
AS: (Ar.) Er. 1.
Mersin ağacı. 2. (Fars.)
Değirmen.
ASAF: (Ar.) Er.
1. Vezir. 2. Erdem,
ileri görüşlülük,
yönetimde başarı. Hz.
Süleyman'ın ünlü veziri.
Süleyman (a.s.)'ın en
çok güvendiği kişiydi.
Neml suresinde
anlatılanlar Asaf
üzerine yorumlandı.
Daha sonra padişahın
vezirlerine Asaf unvanı
verildi.
ASAL: (Tür.) Er.
- Başlıca, esaslı,
temel.
ASALET: (Ar.)
Er.
- Soy temizliği,
soyluluk.
ASENA: (Tür.) Er.
- Kurt.
ASFA: (Ar.)
Er. -
Çok saf, en temiz,
halis.
ASGAR: (Ar.)
- En
küçük, daha küçük. -
Erkek ve kadın adı
olarak kullanılır.
ASHAB: (Ar.)
Er.
1. Sahib'in çoğulu. 2.
Hz. Muhammcd (s.a.s)'i
görüp ona tabi olan
kişiler. İnsanlık
aleminin en seçkin
simaları ve örnek
neslidirler. Haklarında
varid olan naslarla
korunmuşlar, Allah'ın
yardımını müşahade
etmişler ve büyük
peygamberin
öğretilerini harfiyyen
yaşamışlardır.
Ashab-ı Kiram: Yüce
sahabeler.
ASIF: (Ar.)
Er. -
Pek sert, pek şiddetli,
şiddetle esen.
ASIFE: (Ar.)
Ka.
- Şiddetle esen rüzgar.
Kur'an'da Yunus 22,
İbrahim 18 ve En'am
suresi 81. ayetlerde
geçer.
ASİL: (Ar.)
Er.
1. Sağlam. 2. İyice
kökleşmiş, yüksek
duygularla hareket eden.
3. Kendi kendine hareket
eden. 4. Soyu, sopu
belli. Necip.
ASIM: (Ar.)
Er.
1. Yasak, yanına
yaklaşılamayan. 2.
Günahtan, haramdan
çekinen. 3. İffetli,
afif, ismetli,
perhizkar. Asım b.
Umeyr: (749). İslam
komutanlarından.
Maveraünnehir fethine
katıldı ve yiğitliğiyle
ün saldı.
ASIMA: (Ar.) Ka.
- (bkz. Asım).
ASİME: : (Fars.)
Er. - Akılsız,
beyinsiz, şaşkın,
sersem. - İsim olarak
kullanılmaz.
ASİYE: (Ar.) Ka.
1. Sütun, direk, kolon.
2. Mersingiller, mersin
ağacı türünden ağaçlar.
3. İsyan eden, itaatsiz,
başkaldıran, serkeş,
bagi. 4. Allah'ın
emirlerini yerine
getirmeyen, günahkar. 5.
Haydut, şaki. -Bu isim
Rasulullah tarafından
yasaklanmıştır.
İçerdiği anlam İslami
anlayışa terstir.
ÂSİYE: (Ar.) Ka.
- 1. Kederli üzüntülü.
Musa (a.s.)'ı daha
bebekken Nil'den
kurtarıp sarayda büyüten
ve sonra onun
peygamberliğine iman
eden kadın. Kur'an'da
Fir'avun'un karısı
olduğu belirtilmiştir.
Fakat ismi
zikredilmemiştir. -
(bkz. Kasas: 9; Tahrim:
11). Firavun'a karşı
gelerek müslüman
olmuştur. Tahrim
suresinde mü'mine bir
kadının en son noktada
yapması gerekenlere
örnek olarak gösterilen
hanım.
ASKER: (Ar.) Er.
1. Ordu, ordu örgülüyle
ilgili. Vazife yapan. 2.
Ülke savunmasında
istihdam edilmek üzere
eğitilip donatılan
kimse. 3. Rütbesiz
asker, er.
ASKERÎ: (Ar.) Er.
- Orduya mensup. Orduyla
alakalı. Askeri (Ebu
Ahmed el-Hasan b.
Abdullah el):
Zamanının ünlü
alimlerdendir (903-993).
Ebu Davud
esSicistani'nin
talebesiydi.
ASLI: (Ar.)
Ka.
1. Asıl, tek, dip,
kütük, temel, esas,
kaide, kural, hakikat.
2. Soy, sop, nesep. 3.
Bir şeyin belli başlı
kısmı, başlangıç, baş
yer, sıhhat. 4. Hakiki,
esaslı, halis, safi.
5. Esasen, zaten,
başlıca, en ziyade,
hakikaten.
ASLIHAN: (a.t.i.)
Ka. - Aslı ve Han
kelimelerinden
türetilmiş birleşik bir
isimdir. Kerem ile
Aslı hikayesinin
kadın kahramanıdır.
Güzelliğinin yanında
saçlarının uzunluğu ve
gürlüğünden bahsedilir.
ASRİ: (Ar.) Er. -
Zamana uygun, çağdaş.
ASUDE: : (Fars.)
Ka. 1. Rahatlamış,
sükuna ermiş, keder ve
sıkıntıdan uzak,
müsterih. 2. Sakin,
sessiz.
ASUMAN: (Fars.).
- Gök, sema, felek.
Asuman ile Zeycan
hikayesinin erkek
kahramanı. Doğu
Anadolu'da yaygın olarak
anlatılır. Erkek ve
kadın adı olarak
kullanılır.
ASUTAY: (Tür.)
Er. - Hırçın tay.
ASYA: (Tür.) Ka.
- Dünyadaki kıtaların
en büyüğü.
AŞIK: (Tür.) Er.
1. Bir başkasını aşkla
seven. 2. Dalgın,
unutkan. 3. Tasavvufta
Allah'a muhabbet duyan
kişi. Aşık Çelebi
(1520-1572) Osmanlı
şair ve yazarlardan.
AŞİR: (Ar.) Er.
1. Ondabir, onuncu. 2.
Samimi dost ve arkadaş.
3. Koca. 4. Aşar
toplayan. 5. Kur'an-ı
Kerim'den 10 ayetlik bir
bölümü okuma. Aşir
Efendi (Mustafa).
Osmanlı Şeyhülislamı
(1728-1804).'Bursa,
Mekke ve İstanbul
kadılıklarında bulundu.
1758-1800'de
Şeyhülislamlık görevini
ifa etli.
AŞKIN: (Tür.) 1.
Geçkin, aşmış olan. 2.
Ölçüyü kaçıran, coşkun.
3. Fazla. 4. Sonra. 5.
Benzerlerinden daha
üstün. - Erkek ve kadın
adı olarak kullanılır.
AŞKINAY: (Tür.)
Ka. - (bkz. Aşkın).
AŞKINER: (Tür.)
Er. - (bkz. Aşkın).
ATA: (Tür.) Er.
1. Baba. 2. Soyun
geçmişte yaşamış ferdi.
3. Vermiş, veriş.
Bağışlama, ihsan. 4.
Yesevi tarikatında
mürşid. Ata b. Ebi
Rabah: Fıkıh alimi
(Mekke 733). Ebu Meysere
b. Ebu Hüseyin
el-Fikri'nin azatlı
kölesiydi. Birçok hadis
rivayet etmiştir.
ATABEK: (Tür.)
Er. 1. Selçuklu
devletinde şehzadelerin
terbiyesiyle vazifeli
şahıs. 2. Lala. Devlet
idaresinde yetki
taşıyan naip.
ATABEY: (Tür.)
Er. - Devlet yönetiminde
bir san. Lala.
ATACAN: (Tür.)
Er. - (bkz. Ata).
ATAÇ: (Tür.) Er.
- Atalardan gelen,
atalarla ilgili olan.
ATAERGİN: (Tür.)
Er. - (bkz. Ata).
ATAHAN: (Tür.)
Er. - (bkz. Ata).
ATAKAN: (Tür.)
Er. -1. Düşünmeksizin
her işe sokulan adam. 2.
İleri atılan.
ATALAY: (Tür.)
Er. - (bkz. "Ata").
Ünlü, namlı, şöhretli.
Atalay Mahmut,
Türk güreşçi. Balkan,
Avrupa, Dünya ve Meksika
Olimpiyatları şampiyonu
oldu (1968).
ATAMAN: (Tür.)
Er. - (bkz. "Ata"). 1.
Ata kişi, başkan, önder.
2. Don kazaklarının
önderlerine verilen ad.
ATANER: (Tür.)
Er. - (bkz. Ata).
ATASAGUN: (Tür.)
- Eski Türklerde
hekimlere verilen isim.
ATASAN: (Tür.)
Er. - (bkz. Ata).
ATASEVEN: (Tür.)
Er. - (bkz. Ata).
ATASOY: (Tür.)
Er. - (bkz. Ata).
ATATUĞ: (Tür.)
Er. - (bkz. Ata).
ATAULLAH: (Ar.)
Er. - Birleşik isim. -
Allah'ın bağışladığı,
hediye ettiği, ihsanı,
lütfü. Ataullah
Efendi. (Arapzade).
Osmanlı Şeyhülislamı
(1719-1785) Şam, Mekke,
İstanbul kadılıklarında
bulundu.
ATAY: (Tür.) Er.
- Bilinen, tanınmış.
ATIF: (Ar.) Er.
1. Çevirme,
meylettirme, imale. 2.
Yükletme, birinin işi
veya sözü olduğunu iddia
etme, hami, isnad. 3.
Yüzünü çeviren,
meyleden, mail,
müteveccih. 4.Merhamet
sahibi, şefkatli,
acıyan. 5. Beğenen.
Atıf Efendi (Mehmet
Kuyucaklı. (-İst. 1847).
Osmanlı matematik
bilgini. Şam ve İstanbul
kadılıklarında bulundu.
ATIFA: (Ar.) Ka.
- (bkz. Atıf).
ATIFET: (Ar.) Ka.
1. Birine iyi niyet ve
sevgi ile yönelme,
teveccüh, meyi. 2.
Karşılık beklemeden
gösterilen sevgi, ihsan.
ATİK: (Ar.) Er.
1. Sırtın üst kısmı. 2.
Berrak, saf, karışmamış,
kıymetli. 3. Eski,
kadim, kühen, dirin. 4.
Azatlı, hür. 5. Güzel
genç kız. 6. Çok
hareketli, çevik, hızlı
hareket eden. 7. Asil.
8. Hz. Ebubekir'in
lakabı. Peygamber
(s.a.s)'in "Sen ateşten
kurtulmuş kimsesin"
müjdesine kavuşmuş
olmasından ötürü bu
lakapla anıldığı
söylenir.
ATİKE: (Ar.)
Ka.
- (bkz. Atik). Atike:
Kureyş kabilesinden
Zeyd b. Amr'ın kızıdır.
Hicretten önce
İslamiyeti kabul
etmiştir. Medine'ye
hicret edenler
arasındadır. Hz.
Ebubekir'in oğlu ile
evlenmiştir. Abdullah,
Taif te şehid olunca Hz.
Ömer'le O şehid
edilince Zübeyr b.
el-Avvam ile, o da
şehid edilince Hz.
Hüseyin ile evlendi. Ve
Hz. Hüseyin de şehid
olunca şehid zevcesi
olarak anıldı.
ATIL: (Tür.) Er.
- Girişken ol,
ilerlemek için çaba
göster.
ATILAY: (Tür.)
Er. 1. Ünlü, namlı,
şöhretli. 2. Atilla'dan
sonra tahta geçen ünlü
hükümdar.
ATILGAN: (Tür.)
Er. 1. Karşısına
çıkabilecek engellerden
ve tehlikelerden
korkmadan her zaman
ileriye atılan. 2.
Karşı çıkan, çekinmesi
olmayan, cüretkar. 3.
Hevesli.
ATİLLA: (Tür.)
Er. 1. Büyük, ünlü. 2.
Babacık. 3. Savaşçı,
fatih. 4. Hun
Türklerinin büyük
imparatoru (400-453).
ATİYE: (Ar.) Ka.
1. Bağış, bahşiş, ihsan.
Hediye. 2. Gelecek,
istikbal.
ATKIN: (Tür.) Er.
- Atılmış. Kumaş
dokumada kullanılan
tabir.
ATLAN: (Tür.) Er.
- Ata bin.
ATLAS: (Tür.) Er.
1. Üstü ipek, altı pamuk
kumaş, diba. 2. Düz,
havasız, tüysüz. 3.
Büyük harita. 4. Atlas
okyanusu. 5. Kuzey
Afrika'da Fas,
Cezayir'i geçerek Tunus
Körfezi'ne kadar uzanan
sıradağlara verilen ad.
ATLIHAN: (Tür.)
Er. - Ata binmiş süvari.
- Birleşik isim.
Atlıhan: Alınca
Hanın oğlu. Tatar'ın
kutsal göbek soyundan
sekizinci kuşak.
ATSAN: (Ar.) Ka.
- Susuz, susamış, teşne.
ATTAB: (Ar.). -
Yumuşak huylu. Sertlik
yanlısı olmayan. Uyumlu.
Attab b. Esid.
Sahabeden. Mekke
valiliği yapmıştır.
Rasulullah tarafından
atanmıştır.
ATTAR: (Ar.)
Er.
1. Güzel kokulu bitki
özleri, yağlan vb.
satan, güzel koku
ticareti yapan kimse. 2.
İlaç maddeleri vb.
şeyler satan adam. 3.
Mahalle aralarında bazı
baharatlar ile iğne,
iplik vb. satan dükkan
sahibi. Attar:
Meşhur İranlı şair.
ATUF: (Ar.)
Er. -
Birine sevgisi olan,
sevgi duyan. Allah'a
karşı sevgi duyan.
ATUFET: (Ar.)
Ka.
- Şefkat, merhamet.
ATYEB: (Ar.) Ka.
- Çok güzel, pek güzel.
AVCI: (Tür.) Er.
l. Avlanan, av sporu
yapan kişi. 2. Bir şeyi
elde etmeye uğraşan. 3.
Osmanlı sarayında
şikariler diye
adlandınlan askeri grup.
AVFİ: (Ar.) Er.
Arap düşünür (Basra- ?
) İhvanu's-Safa denilen
İslam felsefe akımının
kurucularından biri.
AVNİ: (Ar.) Er.
1. Yardımla ilgili,
yardıma ait. 2. Fatih
Sultan Mehmed'in şiirde
kullandığı mahlas.
AVNİYE: (Ar.)
Ka.
1. Yeniçeriler
tarafından ve daha
sonra Sultan Mecid ve
Sultan Aziz zamanlarında
giyilen bir çeşit
yağmurluk. 2. Yardım
etmiş. Yardımla ilgili.
AVNULLAH: (Ar.)
Er. Allah'ın yardımı. -
Birleşik isim.
AVŞAR: (Tür.) Ka.
- Oğuzların önemli bir
kolu. Büyük Selçuklu
Devleti'nin kurulması ve
yakındoğunun
Türkleşmesinde büyük rol
oynamışlardır.
AVVAD: (Ar.) Er.
- Ud çalan, udçu.
Avvad (Tevfik Yusuf):
Lübnanlı yazar,
gazeteci. Diplomat.
AY: (Tür.) Er. 1.
Yılın on iki bölümünden
biri. 2. Dört hafta,
29-30, 31 günden oluşan
zaman dilimi. 3. Kutsal
kitapta adı geçen kent.
Kudüs'ün kuzeyi. 4.
Dünyanın uydusu. Ay:
Mısır kralı.
Amarnada memurdu. Genç
kral Tutank Hamon'un
danışmanı oldu. Daha
sonra o ölünce dul
karısıyla evlenip tahta
çıktı (İ.Ö. 1320).
AYABA: (Tür.) Er.
- Muhammed Tapar'ın
oğlu. Büyük Selçuklu
Sultanı Sancar'ı
Oğuzların elinden
tutsaklıktan kurtarıp
tahtına oturttu.
Selçukluları istila
etmek isteyen Harizm
Şahlan uzun süre
engelledi.
AYALP: (Tür.) Er.
- Ay kadar parlak ve
güzel, yiğit.
AYANA: (Tür.)
Er.-Saygı.
AYANFER: (Ar.)
Ka. - Gözün ışığı, nuru.
AYANOĞLU: (Ar.)
Er. - Ayan: Açık,
belirli. Ayan'ın oğlu.
AYAS: (Ar.)
1.
Dolunay, mehtap. 2.
İskenderun Körfczi'nin
batı kıyısında Ceyhan
nehrinin ağzının vücuda
getirdiği Yumurtalık
limanı veya Ayaş koyunun
kuzeydoğu kenarında,
Adana ilinin Yumurtalık
ilçesinin idare
merkezidir. Ayaş
Paşa: Osmanlı
sadrazamlarından
birinin adı.- Erkek ve
kadın adı olarak
kullanılır.
AYASUN: (Tür.)
Ka. - (bkz. Aysun).
AYAYDIN: (Tür.)
Er. - Ay ışığı,
aydınlığı.
AYAZ: (Tür.) Er.
- Soğuk ve Durgun hava.
Dondurucu soğuk.
Ayaz: Selçuklu emin
(Öl. 1105).
AYBAR: (Tür.) Er.
1. Gösterişli,
heybetli, görkemli. 2.
Korku veren.
AYBEG: (Tür.) Er.
-Ay gibi temiz ve aydın
yönetici, ileri gelen,
bey. Abeg Kutbeddin
(Öl. 1210): Delhi
Memlükler Devleti'nin
kurucusu. İslam'ın
Ortaasya'da yayılmasında
büyük başarılar
gösteren, Gazne sultanı
Muiziddin'le birlikte
savaşıp onun ölümüyle
Delhi sultanlığına gelen
ünlü komutan.
AYBEK: (Fars.) -
Put, sanem. - İsim
olarak kullanılmaz.
AYBEN: (Tür.) Ka.
- Ay benizli.
AYBER: (Tür.) -
Ay meyvası. - Erkek ve
kadın adı olarak
kullanılır.
AYBERK: (Tür.)
Er. 1. Sağlam ay, sağlam
kişilik. 2. Şimşek,
ay'ın şimşek gibi
parlaklığı. 3. Yaprak,
ay yaprağı.
AYBİGE: (Tür.) -
Büyük ay, dolunay. -
Erkek ve kadın adı
olarak kullanılır.
AYBİKE: (Tür.)
Ka. - (bkz. Ayben).
AYBİKEN: (Tür.)
Ka. - Eski Türk
hükümdarlarından birinin
hanımının ismi.
AYCA: (Tür.) Ka.
- Ay gibi güzel, ışıklı,
parlak.
AYÇAN: (Tür.) Ka.
- Ay gibi parlak güzel
ve sevimli.
AYCİHAN: (a.f.i.)
- Cihanı aydınlatan
ışık. - Erkek ve kadın
adı olarak kullanılır.
AYÇA: (Tür.) Ka.
1. Ayın yeni doğduğu
günlerdeki şekli, yeni
ay, hilal. 2. Cami
kubbelerine ve minare
külahlarına konulan
hilal şeklindeki süs. 3.
Ay kadar güzel,
aydınlık.
AYÇETİN: (Tür.)
Er. - Zor, güç ay.
AYÇIL: (Tür.) Ka.
1. Işık saçan, sürekli
parlaklık veren ay. 2.
Ay gibi.
AYDAN: (Tür.) Ka.
- Ay'a dahil olan. Ay
gibi.
AYDANUR: (Tür.)
Ka. - Ay'ın ışığı, aydan
yayılan ışık.
AYDEMİR: (Tür.)
Er. - Marangozların
kullandığı kavisli bir
keser çeşidi.
AYDERUSİ: (Ar.)
Er. - Güney
Arabistan'ın eski ve
tanınmış bir derviş
ailesinden olup
(1722-1778) yılları
arasında yaşamış,
Hindistan, Mısır, Taif,
Suriye ve İstanbul'a
ziyaretler yapmıştır.
AYDİLEK: (Tür.)
Ka. - Ay ve dilek
isimlerinden oluşmuş
birleşik isim. -Ay'a ait
arzu, istek.
AYDIN: (Tür.) 1.
Aylı gece, mukmin. 2.
Aydınlık, ışıklı,
parlak, ruşen, ziyadar,
münevver. 3. Açık,
belli, ortada, vazıh,
aşikar, bahir. 4. Kutlu,
uğurlu, mübarek, mesut.
5. Okumuş, kültürlü
ileri fikirli, münevver.
Kılıçarslanın hanımının
ismidir. Erkek ve kadın
ismi olarak kullanılır.
AYDINALP: (Tür.)
Er. - Münevver, bilgili,
yiğit, kahraman kişi.
Konya Selçuklulan'ndan
ünlü bir komutan.
AYDINAY: (Tür.)
Ka. - (bkz. Aydın).
AYDİNÇ: (Tür.)
Er. - Cesur, aydın.
AYDINER: (Tür.)
Er. - (bkz. Aydın).
|