|
|
GAZİYÜDDİN:
(Ar.) Er. - Din uğrunda yara alan,
yaralanan. Savaşan.
GAZZAL:
(Ar.) Er. - İplikçi.
GAZZALİ:
(Ar.) Er. - İslam aleminin büyük
mütefekkirlerinden. - Babası "Gazzal-iplikçi" sanatçısı olduğu için kendisine
Gazali adı verilmiştir.
GELİNCİK:
(Tür.) Ka. 1. Yazın kırlarda yetişen
kırmızı ve büyük çiçekli bitki. 2. Sansargillerden ince yapılı, sivri çeneli,
küçük bir hayvan. 3. Mezgitgillerden, yılan balığına benzer eti sevilen bir
balık.
GENÇ:
(Fars.) Er. 1.Hazine define. 2. (a.) Naz, eda, cilve.
GENCAL:
(Tür.) Er. - Genç kal. -(bkz.
Genç).
GENCAY:
(Tür.) Er. - Ayın bir haftalık oluncaya
kadar ki şekli, hilal.
GENCE:
(Fars.) Er. - Kuzey Azerbaycan'ın
Baku'dan sonra en büyük şehri.
GENCER:
(Tür.) Er. - Yeni taze, körpe kimse,
yiğit.
GENÇYAZ:
(Tür.). - İlkbahar. - Erkek ve kadın adı
olarak kullanılır.
GERMA:
(Fars.) Ka. - Sıcak yaz.
GEVAN:
(Fars.) Er. - Kahramanlar,
yiğitler.
GEVHER:
(Fars.) Ka. 1. Değerli taş. 2. Elmas. 3.
Bir şeyin aslı, esası.
GEVHER ŞAD:
(Fars.) Ka. -Pırlanta gibi kıymetli ve
neşeli. Gevherşad'. Baysungur'un annesi.
GEYSU:
(Fars.) Ka. - Uzun saç, saç örgüsü,
zülüf.
GEZEGEN:
(Tür.) Er. - Güneş etrafında dolanan,
ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı.
GIYAS:
(Ar.) Er. - Yardım, gavs,
nusret.
GIYASEDDİN:
(Ar.) Er. - Dinin yayılması için yardımı
dokunan zat. Gıyaseddin Keyhüsrev I: Anadolu Selçuklu Sultanı. - Türk dil
kuralına göre "d/t" olur.
GİLMAN:
(Ar.) Er. 1. Tüyü, bıyığı çıkmamış
delikanlılar gençler. 2. Köleler, esirler. 3. Cennette hizmet gören
erkekler.
GİLŞAH:
(Fars.). 1. Balçık şah. 2.
Balçıkta yapıldığı için Hz. Adem'in lakabı. 3. Farsların masal kahramanı
Keyyummers'in lakabı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GİRAMİ:
(Fars.) Er. - Aziz, muhterem, saygın ulu.
GİRAY:
(Tür.). - Kuvvetli, kudretli. Kırım hanları tarafından unvan olarak
kullanılmıştır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GİRGİN: (Ar.)
. - Herkesle çabucak yakınlık kurarak işini
yürütebilen. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GİRYAR:
(Fars.). Ağlayıcı, ağlayan, (bkz. Nalan). - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
GİZEM: (Tür.)
Ka. - Sır karşılığı olarak kullanılan uydurma bir kelime.
GONCA:
(Fars.) Ka. 1. Henüz açılmamış gül, tomurcuk. 2. Sevgilinin ağzı.
GÖĞEM:
(Tür.). - Halk dilinde yeşile çalan mor. - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
GÖKALP:
(Tür.) Er. - Göklerin yiğidi bahadır.
GÖKBEN: (Tür.). - Gökle ilgili, uzay sema. - Erkek ve kadın adı
olarak kullanılır.
GÖKÇAY:
(Tür.), (bkz. Gökçe). -Kuzey Kafkasya da az tatlı su gölü. -Erkek ve kadın adı
olarak kullanılır.
GÖKÇE: (Tür.)
Ka. 1. Gökle ilgili göğe ait semavi. 2. Mavi, mavimsi. 3. Güzel hoş güzelce,
latif. 4. Gösterişli.
GÖKÇEK:
(Tür.) Er. 1. Güzel çok güzel. 2. Hoş, sevimli, cana yakın alımlı. 3. İnce narin
zarif. 4. Güler
GÖKÇEN:
(Tür.) Ka. -(bkz. Gökçe).
GÖKDOĞAN:
(Tür.) Kuzey yarımkürede yaşayan bir doğan türü.
GÖKEKİN:
(Tür.) - Yeni başak meydana getirmiş ekin. - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
GÖKKIR:
(Tür.) - At donlarından maviye çalan kır. - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
GÖKKUŞAĞI:
(Tür.) - Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp
yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü alkı. -
Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÖKMEN:
(Tür.) Ka. - Mavi gözlü ve sarışın kimse.
GÖKSEL:
(Tür.) Er. - Semavi, gökçül karşılığı olarak kullanılan uydurma
kelam.
GÖKSEVİM:
(Tür.) Ka. - Sevimli gök.
GÖKSU: (Tür.)
1. Türklerin oturduğu birçok akarsuya verilen isim. 2. Adana'dan gelerek
Akdeniz'e dökülen Seyhan nehrinin önemli kollarından. -Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
GÖKSÜN:
(Tür.) - Binboğa dağlarından Elbistan'ın güney batısında Seyhan nehrine karışan
çay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÖKŞEN:
(Tür.) Ka. - Gökle ilgili, aydınlık ışıklı gök, uydurma bir kelime.
GÖKTEPE: (Tür.) Er. - Mavi tepe.
GÖKTÜRK:
(Ar.) Er. - Orta Asya'da yaşamış eski bir Türk ulusu ve bu ulustan olan
kimse.
GÖKYÜZÜ:
(Ar.) - Göğün görünen yüzeyi (sema). - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
GÖNENÇ:
(Tür.) Ka. - Refah hali, mutluluk.
GÖNÜL: (Tür.)
Ka. 1. İnsanın manevi varlığının ifadesi, inancı ve hislerinin kaynağı. 2.
İstek, arzu, heves, niyet. 3. Duygu, his, aşk. 4. Kibir, gurur. 5. Tabiat,
huy.
GÖRGÜ: (Tür.)
Ka. 1. Bir topluluğa ait uyulması gereken nezaket kaideleri muaşeret adabı. 2.
Deneme, tecrübe. 3. Görmüş olma durumu, görgü şahidi.
GÖRKEM: (Tür.) 1. İhtişam, gösteriş karşılığı olarak kullanılan bir
kelimedir. 2. Gösterişli, heybetli. - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
GÖRSEL: (Tür.) - Görmekle ilgili manasına kullanılan uydurma bir
kelime. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÖZDE: (Tür.)
Ka. 1. Göze girmiş olan sevilen beğenilen, benimsenen. 2. Beğenilen kadın. 3.
Osmanlı sarayında padişahın ilk dört cariyesine verilen ünvan.
GÖZEN: (Tür.)
Ka. - Bir nevi alageyik.
GÖZLEM: (Tür.) - Müşahade, gözlemek karşılığı olarak kullanılan
kelime. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GUFRAN: (Ar.)
- Günahların affı.
GULAM: (Ar.)
Er. 1. Oğlan, uşak. 2. İran ve Hindistan'da (abd) kelimesi yerine
kullanılmıştır. - Gulam Ali, Gulam İshak Han gibi.
GURBET: (Ar.)
- Doğup yaşanılmış olan yerden uzakta yer. - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
GÜÇLÜ: (Tür.)
Er. 1. Gücü olan kuvvetli zorlu. 2. Bir musiki dizisinde duraktan sonraki en
önemli perde.
GÜFTAR: (Fars.). - Söz, kelam. - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
GÜFTE: (Fars.) Ka. 1. Söyleniş, söylenmiş. 2. Bir söz eserinin
bestelenmiş bulunan manzum sözleri.
GÜHER: (Fars.) - Gevher, cevher, (bkz. Gevher). - Erkek ve kadın
adı olarak kullanılır.
GÜHERPARE: (Fars.) Ka. - Cevher parçası.
GÜL: (Fars.)
Ka. 1. Çiçek. 2. Bilinen çiçek, gül çiçeği, gülağacı. 3. Tasavvufta Allah'ın
birliğinin remzi. 4. Başına ve sonuna ek ve isimler getirilerek yeni isimlerin
türetilmesinde kullanılan bir isimdir. - (Ayşegül, Gülay, vb).
GÜLABİ: <(Fars..) Er. - Gülsuyu.
GÜLAFET: (Fars.) Ka. - Nefes kesen güzellikle. - Gül ve âfet
kelimesinden oluşmuş birleşik bir isimdir.
GÜLBAHAR: (Fars.) Ka. - 1. Bahar gülü. 2. Ebru sanatında kullanılan
koyu kırmızı renkte toprak. Gülbahar Hatun: Mehmet Il.'nin hanımı.
Bayezid II ve Gevher Sultan'ın annesi.
GÜLBANU: (Fars.) Ka. - Gülhanım. Gül gibi güzel kadın. Gül
hatun.
GÜLBEDEN: (Fars.) Ka. - Zarif, ince vücuda sahip. Gülbeden Begüm,
Babur Şah'ın kızı.
GÜLBERK: (Fars.) - Gül yaprağı. -Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
GÜLBEŞEKER: (Fars.) Ka. - Bir çeşit gül tatlısı.
GÜLBEYAZ: (f.t.i.) Ka. - Beyaz gül.
GÜLBİN: (Fars.) Ka. - Gül kökü, gül biten
yer.
GÜLBİZ: (Fars.) Ka. - Gül serpen, gül
serpilmiş.
GÜLCİHAN: (Tür.) Ka. - Cihana, aleme bedel
gül.
GÜLÇE: (Fars.) Ka. - Gülcük, küçük gül.
GÜLÇİN: (Fars.) Ka. - Gül toplayan, gül devşiren.
GÜLDEHAN:(
Fars.) Ka. - Gül ağızlı, ağzı gül gibi
olan.
GÜLDESTE: (Fars.) Ka. - Güldemeti, çiçek destesi.
- Türk müziğinde mürekkeb makamlardan.
GÜLENAY: (Tür.) Ka. - Devamlı gülen, ayyüzlü
kişi.
GÜLENBEY: (Tür.) Er. - (bkz. Gülenay).
GÜLENDAM: (Fars.) Ka.- Gül endamlı, gül boylu,
nazik, güzel endam.
GÜLENNUR: (Tür.) Ka. - Gülmesiyle etrafı
aydınlatan, ışık saçan kimse.
GÜLER: (Tür.) Ka. - Gülen, sevinçli,
handan.
GÜLFAM: (Fars.) Ka. 1. Gül renkli. 2. Gül gibi
kızıl olan.
GÜLGONCA: (Fars.) Ka. - Açılmamış gül.
GÜLGÜN: (Fars.) Ka. - Gül renkli, gül renginde,
pembe.
GÜLHAN: (Fars.) Er. - Gül evi,
ateşhane.
GÜLHANIM: (Tür.) Ka. 1. İyi huylu, nazik hanım. 2.
Gül yüzlü hanım.
GÜLHAYAT: (Tür.) Ka. 1. Mutlu, huzurlu bir hayat.
2. Gül gibi güzel hayat.
GÜLİBAR: (Tür.) - Gül fırtınası. -Erkek ve kadın
adı olarak kullanılır.
GÜLİSTAN: (Fars.) Ka. 1. Gül bahçesi, güllük. 2.
Azerbaycan'da Karabağ bölgesinde bir mevki.
GÜLİZAR: (Fars.) Ka. 1. Gül yanaklı. 2. Al
yanaklı. 3. Türk musikisinde mürekkep bir makam.
GÜLKIZ: (Tür.) Ka. - Güle benzeyen
kız.
GÜLLÜ: (Tür.) Ka. 1. Gülü olan. 2. Gül desenli (kumaş). - Daha çok
örfte
kullanılır.
GÜLNAR: (Fars.) Er. - Hisar, kule.
GÜLNAME: (Fars.) Er. - Sevgiliye yazılan mektup,
kaside.
GÜLNAR: (Fars.) Ka. - Nar çiçeği.
GÜLNAZ: (Fars.) Ka. 1. Gül yüzlü kadın. 2. Gül
gibi, nazlı narin. - Birleşik isim.
GÜLNİHAL: (Fars.) Ka. 1. Gül fidanı. 2. Gül ağacı.
- Birleşik isim.
GÜLNUR: (Tür.) Ka. - Etrafına ışık saçan,
aydınlatan gül.
GÜLNÜŞ: (Fars.) Ka. 1. Güliçen. 2. Gülle
özdeşleşmiş, gül gibi.
GÜLPERİ: (Fars.) Ka. - Gizli gül.
GÜLRANA: (Fars.) Ka. - Güzel gül, dışı sarı içi
kırmızı renkte olan bir çeşit gül.
GÜLRİZ: (Fars.) Ka. 1. Gül saçan, gül serpen. 2.
Meşhur bir çeşit lale.
GÜLRUHSAR: (Fars.) Ka. - Gül yanaklı.
GÜLSEREN: (Tür.) Ka. - Gül toplayan, gül dağıtan.
GÜLSEVİM: (Tür.) Ka. - Sevimli, güzel, hoş görünüşlü gül.
GÜLSU: (Tür.)
Ka. - Gül renkli su, taze su.
GÜLSUNA: (Tür.) Ka. - Gül gibi çekici kadın. Güzel
sevgili.
GÜLSÜM: (Tür.) Ka. - Hz. Peygamber (s.a.s.)'in kızlarından birinin
adı.
GÜLŞAH: (Fars.) Ka. 1. Güllerin şahı. 2. Varaka'nın sevgilisi,
masal kadın.
GÜLŞEN:
(Fars.) Ka. - Gülbahçesi, gülistan, gülizar,
GÜLTANE: (Tür.) Ka. - Yeni açmış gül, gonca.
GÜLTEKİN: (Tür.) Er. - Genç delikanlı, nazik.
GÜLTEN: (Fars.) Ka. - Gül tenli, gül vücutlu.
GÜLZAR: (Fars.) Ka. - Gülbahçesi, gül tarlası.
GÜNAY: (Tür.)
Ka. - Gündüz, gün aydınlığında ay.
GÜNEŞ: (Tür.)
Ka. - Çevresindeki sisteme ait gezegenlerin etrafında döndüğü, ışık ve ısı yayan
büyük gök cismi, şems.
GÜNEY: (Tür.)
- Dört ana yönden biri. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÜNSEL:
(Tür.) Er. - Hızlı akan sel.
GÜRAY: (Tür.)
Er. - Yeni doğan ay.
GÜRBÜZ: (Tür.) Er. 1. İyi, yetişmiş, sağlam ve kuvvetli. 2. Cesur,
kuvvetli. 3. Sağlıklı, sıhhatli.
GÜRCÜ: (Tür.)
Er. - Gürcistan ahalisinden veya bu ahalinin soyundan olan. Gürcistan ahalisine
ait.
GÜRÇINAR: (Tür.) Er. - Çok büyümüş, gelişmiş, serpilmiş.
GÜRDAL: (Tür.) Er. - Güçlü, gelişmiş dal.
GÜREL: (Tür.)
Er. - Maiyeti geniş, çevresi güçlü kuvvetli.
GÜRGAN: (Fars.) Er. 1. İran'ın kuzeydoğusunnda bir yer. 2. Aksak
Timur'un lakabı.
GÜRHAN: (Tür.) Er. 1. Hanlar hanı. 2. Kara-Hitay prenslerine
verilen unvan.
GÜRKAN: (Tür.) Er. 1. Bol kan. Genç, taze, gelişmiş,
serpilmiş.
GÜROL: (Tür.)
Er. - Büyü, serpil, geliş.
GÜRSU: (Tür.)
- Temiz, pak, hızlı su. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÜVEN: (Tür.)
1. Korku ve kuşku duygusundan uzak. 2. İnanma ve bağlanma duygusu. 3.
Yüreklilik, cesaret. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÜVENÇ: (Tür.) Er. 1. Güvenme, dayanma, itimat. 2.Övünme,
gurur.
GÜZİDE: (Fars.) Ka. - Seçkin, seçilmiş, beğenilmiş.
GÜZİN: (Fars.) Ka. - Seçen, seçilmiş, seçkin, beğenilmiş. - Hz.
Muhammed (s.a.s)'in dostu (halifesi) Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali
(r.anhum).
GÜZİR: (Fars.) - Çare, derman. - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
|
|