|
|
HAFİZE:
(Ar.) Ka. - (bkz. Hafız).
HAFİZÜDDİN:
(Ar.) Er. - Dinin koruyucusu. - Daha çok
unvan olarak verilir.
HAFSA:
(Ar.) Ka. - Hz. Ömer'in kızı. Hz.
Peygamberin zevcelerinden, Ümmü'1-Mü'minin.
HAKAN: (Tür.) Er. 1. Eski Türk ve Moğol
hükümdarlarının kullandığı unvanlardan biri, hanlar hanı. 2. Kağan.
HAKEM:
(Ar.) Er. 1. Bir uzlaşmazlığın halli
için tarafların üzerinde anlaştıkları kimse. 2. Çeşitli yarışmaları,
müsabakaları idare eden kimse. 3. Jüri, bir yarışmada değerlendirme yapan kimse.
4. Allah'ın isimlerinden. Hüküm veren, karar veren, bütün meselelerin kendisine
döndüğü hüküm sahibi.
HAKGÜZAR: (a.f.i.). - Hakkı tanıyan, haktan
ayrılmayan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
HAKİ: (Fars.) Er. ı. Yeşile çalan koyu sarı
renk, toprak rengi. 2. Topraktan, toprağa mensup. Mütevazi kişi.
HAKİKAT: (Ar.) Ka. l. Bir şeyin aslı ve esası,
mahiyeti. 2. Gerçek, doğru, gerçekten, doğrusu. 3. Sadakat, doğruluk, bağlılık,
kadirbilirlik.
HAKİM: (Ar.) Er. 1. Her şeye hükmeden, hikmet
sahibi olan Allah. 2. Hükmeden, dava yargılama işine memur olan, yargıç. 3.
Üstte bulunan. 4. Hekim, akıllı, becerikli. 5. Kadı, vali, amir, hükümdar,
emir.
HAKİME: (Ar.) Ka. - (bkz. Hakim).
HAKİMİYET: (Ar.) Ka. - Hakimlik, amirlik,
üstünlük, egemenlik. Sulta.
HAKKI: (Ar.) Er. 1. Doğruluk ve insaf sahibi.
2. Bir insana ait olan şey.3. Dava, iddiada
hakikate uygunluk.4. Emek. 5. Pay, hisse. 6.
Layık, münasip.
HAKTAN:
(Tür.) Er. - Allah'tan gelen, Allah'ın
verdiği.
HAKTANIR: (a.t.i.) Er. - Herkesin hakkını gözeten
kimse.
HALAS:
(Ar.) Er. - Kurtuluş,
kurtulma.
HALASKAR:
(Ar.) Er. - Kurtarıcı.
HALDUN:
(Ar.) Er. - Devamlılar, sürekli
olanlar.
HALE:
(Ar.) Ka. - Ayın ve güneşin etrafında
bazı zamanlarda görülen ışıklı halka, ayla, ağıl.
HALEF:
(Ar.) Er. 1. Babadan sonra kalan oğul.
2. Memurlukta, birinden sonra gelip onun yerine geçen kimse.
HALENUR:
(Ar.) Ka. - (bkz. Hale).
HALİD:
(Ar.) Er. 1. Sonsuz, daim, ebedi. 2. Bir
yıldan çok yaşayan. 3. Türk dil kurallarına göre "d/t" olarak kullanılır.
Halid b. Velid: Ünlü sahabi. Allah'ın kılıcı olarak anıldı.
HALİDDİN:
(Ar.) Er. - Dinin sonsuzluğu
ölümsüzlüğü.
HALİDE:
(Ar.) Ka. - (bkz. Halid).
HALİFE:
(Ar.) Er. 1. Halef, naib. 2. Hz.
Peygamber'in vekili ve dünyadaki müslümanların başı olan kimse.
HALİL:
(Ar.) Er. - Samimi dost, Allah'ın
dostu.
HALİLULLAH
(Ar.) Er. - Allah'ın dostu. Hz. İbrahim
(a.s.).
HALİM:
(Ar.) Er. 1. Sakin, sessiz. 2. Tabiatı
yavaş olan, yumuşak huylu. Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı alarak
kullanılması tercih edilir.
HALİME: (Ar.) Ka. - (bkz. Halim).
Peygamberimizin (s.a.s) süt annelerinden.
HALİS:
(Ar.) Er. 1. Hilesiz, katkısız. 2.
Karışmamış, katışıksız, saf, hilesiz. Temiz. 3. Yalnız, sadece. - (bkz.
Muhlis).
HALİSE: (Ar.) Ka. - (bkz. Halis).
HALLAC:
(Ar.) Er. - Pamuk, yatak, yorgan atan
kimse. - Hallac-ı Mansur: 922 yılında "Ene'1-Hak" dediği için asılan ve
divan edebiyatında adına sık sık rastlanılan ünlü sufı.
HALUK:
(Ar.) Er. - İyi huylu, insaniyetli,
geçim ehli olan.
HAMAN:
(Ar.) Er. - Hz. Musa'ya karşı acımasızca
mücadele eden Mısır Firavunu'nun veziri.
HAMASE:
(Ar.) Er. - Yiğitlik, kahramanlık
şiirleri, marşlar.
HAMASET:
(Ar.) Ka. 1. Cesaret, kahramanlık,
yiğitlik. 2. Kahramanca şiir.
HAMDİ:
(Ar.) Er. 1. Allah'ı övmek. 2. Allah'a
şükretmek. 3. Şükreden, şükredici.
HAMDİYE:
(Ar.) Ka. - (bkz. Hamdi).
HAMDULLAH:
(Ar.) Er. - Allah'ın övgüsü.
HAMİ:
(Ar.) Er. - Himaye eden, koruyan,
koruyucu, sahip çıkan, gözeten.
HAMİD:
(Ar.) Er. 1. Koru sönmediği halde alevi
sönen ateş. 2. Hamdeden, şükreden kul. 3. Hz. Pey. (s.a.s)'in
lakaplarından.
HAMİD:
(Ar.) Er. - Övülmeye değer. - Allah'ın
isimlerinden (bkz. Abdülhamid). - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak
kullanılır.
HAMİDE:
(Fars.) Ka. - (bkz. Hamid).
HAMİL:
(Ar.). 1. Yüklü. Gebe. 2. Sahip, malik.
3. Taşıyan, gözeten. 4. Uhdesinde bir poliçe bulunan. 5. Hamil-i vahy:
Cebrail (a.s.). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
HAMİYE: (Ar.) Ka. 1. Himaye eden, koruyan
korucu. 2. Kayıran, kayırıcı.
HAMİYET:(Ar.) Ka. 1. Milli onur ve haysiyet. 2.
İnsanlık, fazilet. 3. İzzeti nefs.
HAMMAD: (Ar.) Er. -1. Çok hamdeden, çok şükür
ve dua eden. Hammad b. Ebu Süleyman: Hadisçi. Tabiindendir.
HAMMADE: (Ar.) Ka. - (bkz. Hammad).
HAMRA:
(Ar.) Ka. - Daha, pek çok kızıl,
kırmızı. - el-Hamra: İspanya'nın Gırnata şehrinde Araplardan kalma meşhur
saray.
HAMZA: (Ar.) Er. 1. Arslan. 2. Heybetli,
azametli demektir. - Hz. Peygamber'in amcası, Mekke döneminde müslüman olmuş,
Uhud Savaşı'nda Vahşi tarafından şehid edilmiştir.
HANBELİ: (Ar.) Er. Ahmed b. Muhammed b.
Hanbel (Öl. 855): Ehli sünnetin dört ana mezhebinden birisi olan Hanbeli
mezhebinin imamı.
HANDAN: (Fars.) Ka. 1. Gülen, gülücü. 2. Güler
yüzlü, sevimli.
HANDE: (Fars.) Ka. 1. Açılış, açılma. 2.
Gülme, gülüş.
HANDEGÜL: (Fars.) Ka. - Gülün açması.
HANEDAN:
(Fars.) Er. - Kökten, asil ve büyük
aile.
HANEF: (Ar.) Er. - Doğruluk, istikamet.
HANEFİ: (Ar.) Er. - İmamdı Azam Ebu Hanife'nin mezhebinden olan. Hanefi
mezhebine mensup kişi.
HANİF: (Ar.) Er. l. Tek Allah'a, Allah'ın
birliğine inanan. 2. İslam inancına sıkı ve samimi olarak bağlanan. 3. Hz.
Muhammed (s.a.s)'in tebliğinden önce Mekke'de tek Allah'a
inananlar.
HANİFE:
(Ar.) Ka. - (bkz. Hanif).
HANIM: (Tür.) Ka. 1. Kadınlar için kullanılan
saygı sözü. 2. Eş, karı, zevce. 3. Ev sahibesi.
HANNAN: (Ar.) Çok acıyan, çok merhametli.
Allah'ın isimlerinden "abd" takısı alarak isim yapılır.
Abdülhannan.
HANNAS:
(Ar.) - Şeytan. - İsim olarak
kullanılmaz.
HANSA:
(Ar.) Ka. - Arapların en büyük ünlü
hanım şairi. Müslüman olmuştur.
HANSOY: (Tür.) Er. - (Han sülalesine
mensup.
HANZADE: (Fars.) Ka. - Hükümdar
çocuğu.
HANZALE: (Ar.) Ka. - Doğu Arabistan'da bir Arap
kabilesi.
HARE:
(Fars.) Ka. 1. Sert taş, kaya. 2.
Meneviş, menevişli kumaş.
HAREM: (Ar.) Ka. 1. Yasak kılınmış mukaddes
olan şey. 2. Evlerde yabancı erkeklerin girmesine izin verilmeyen, kadınlara ait
bölüm. 3. İç avlu. 4. Hicaz'da ihrama girilen yerden Ka'be'ye dek uzanan bölüm.
5. Mekke-Medine'nin ismi.
HARİKA: (Ar.) Ka. İmkanların üstünde olup
insanda hayret uyandıran şey.
HARİM:
(Ar.) Er. 1. Biri için kutsal olan
şeyler. 2. Harem dairesi, harem. 3. Evin içi gibi, başkalarına kapalı olan yer.
4. Bir evin civarı. 5. Avlu. 6. Ortak, şerik. 7. Hacıların, hac zamanı
giydikleri giysi.
HAKİME:
(Ar.) Ka. - Kişinin dilediği gibi
kullanabilecek hakka malik olduğu malı (bkz. Harim).
HARİS:
(Ar.) Er. 1. Muhafız, bekçi, gözcü. 2.
Koruyan, koruyucu. 3. Son derece hırslı olan. 4. Yemen'de bir Arap kabilesinin
adı.
HARİSE:
(Ar.) Ka. - (bkz. Haris).
HARİZM:
(Fars.) Er. - Amuderya'nın aşağı
kısmının her iki yanında bulunan ülke. Bu ülkede XIII. yy'a kadar dilini
muhafaza ederek yaşamış olan İran kavminin adı.
HARMAN:
(Ar.) Er. 1. Tahıl demetlerinin
üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması. Bu işin yapıldığı
mevsim, sonbahar. 2. Birçok çeşitten birer parça alıp yeni bir bileşim
oluşturmak.
HARRAS:
(Ar.) Er. - Ekinci, çiftçi, toprağı
işleyip ekin eken.
HARUN:
(Ar.) Er. - Kur'an-ı Kerim'de bahsedilen
peygamberlerdendir. Musa Peygamberin büyük kardeşi. Fir'avun erkek çocukların
öldürülmesi emrini kaldırdıktan sonra doğmuştur. Hz. Musa'dan 3 sene sonra
doğduğu söylenir.
HARUT:
(Ar.). 1. Arkadaşı Marut ile tanınan
melek, büyü ve sihir ile uğraştıkları için kıyamete kadar kalmak üzere Babil'de
bir kuyuya hapsedilmişlerdir. 2. Babil halkına korunmaları
için büyü öğreten iki melekten biri, sihir yapar. - İsim olarak
kullanılmaz.
HARZEM:
(Fars.) Er. - (bkz. Harizm).
HASAFET:
(Ar.) Er. 1. Hükümde sağlamlık, kuvvet
ve olgunluk. 2. Görüş sağlamlığı.
HASAN:
(Ar.) Er. - Güzellik, iyilik, hüsn
sahibi olmak. Hasan b. Ali b. Ebi Talib: Ali (r.a.)'nin büyük oğlu.
Peygamber Efendimizin torunu. Kur'an'da geçen kelimelerdendir.
HASBEK:
(Tür.) Er. - Dürüst, iyi, saf
insan.
HASBİ:
(Tür.) Er. - İsteyerek ve karşılık
beklemeksizin yapılan.
HASBİNUR:
(Ar.) Ka. - (bkz. Hasibe).
HASEKİ:
(Ar.) Er. - Hükümdarların hizmetine
tahsis edilmiş şahıs ve zümrelere verilen ad.
HASEN:
(Ar.) Er. 1. Güzel, süslü. 2. Güzel
işler, hayırlar. Hasan şeklinde kullanılır.
HASENE: (Ar.) Ka. 1. İyilik, iyi hal, iyi iş,
hayırlı iş. 2. Dünya ve ahiret saadeti. 3. Eski altın paralardan birinin
adı.
HASENİ:
(Ar.) Ka. - Hasene ait.
HASGÜL:
(Ar.) Ka. - Değerli, eşsiz
gül.
HASHANIM:
(Ar.) Ka. 1. Çıtıpıtı, ince, narin
kadın. 2. Bilge, değerli kadın. - Birleşik isim.
HASİB:
(Ar.) Er. 1. Hayır sahibi, eliaçık,
cömert. 2. Değerli, itibarlı, soyu temiz, muhterem, saygın, şahsi meziyet sahibi. 3.
Muhasebeci, sayman.
HASİBE:(Ar.)
Ka. - (bkz. Hasib).
HASİF:(Ar.)
Er. - Hasafetli, aklı başında olgun adam.
HASİFE:(Ar.)
Ka. - (bkz. Hasif).
HASNA:(Ar.)
Ka. - İffetli, şerefli, namuslu. - (bkz. Hesna). HASKIZ:(Tür.) Ka. - İyi nitelikleri kendinde toplamış genç kız.
HASLET:(Ar.)
- İnsanın yaratılışındaki huyu, tabiatı, mizacı. - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
HASPOLAT:
(Tür.) Er. - Katışıksız, saf, çelik gibi.
HASRET:(Ar.)
Ka. 1. Ele geçirilemeyen veya elden kaçırılan bir nimete veya kıymetli şeye
üzülüp yanmak. 2. İç çekme, inleme, üzüntü, iç sıkıntısı, keder, zahmet,
eseflenme, özleyiş.
HAŞİM: (Ar.)
Er. 1. Haşmetli, gösterişli, muhteşem. 2. Kuru ekmek kırıntısı doğrayan. - Ezen,
kıran, yaran, parçalayan. - Ben-i Haşim Hz. Peygamber'in (s.a.s)
soyu.
HAŞİMÎ: (Ar.)
Er. - Haşime mensup, Haşimilerden olan.
HAŞMET:(Ar.)
Er. - İhtişam, gösterişlilik, heybet, büyüklük. - Türk dil kuralına göre "d/t"
olarak kullanılır.
HAŞMEDDİN:(Ar.) Er. - Dinin büyüklüğü, ihtişamı.
HATEM:(Ar.)
Er. 1. Mühür, üstü mühürlü yüzük. 2. En son. 3. Hatemü'l-Enbiya:
Peygamberlerin sonuncusu, Hz. Muhammed. 4. Halemi Tai: Arap
kabileleri arasında tanınmış "Tayy" kabilesine mensup ve cömertliğiyle meşhur
olan "İbn Abdullah b. Sa'd"ın lakabı. 5. Çok cömert olan.
HATIR: (Ar.)
Er. 1. Şan ve şeref sahibi. 2. Yüce, ulu. 3. Tehlikeli.
HATIRA: (Ar.)
Ka. - Hatıra gelen, hatırda kalan şey, andaç.
HATIRNEVAZ:(a.f.i.) Ka. - Gönlü okşayan, hatırnaz.
HATIRSAZ:(a.f.i.) Er. - Gönül yapan, hoşnut eden.
HATİB<: (Ar.)
Er. 1. Hitab eden, söz söyleyen. 2. Camide hutbe okuyan. 3. Güzel, düzgün
konuşan kimse. Sahabe isimlerindendir.
HATİCE:(Ar.)
Ka. - Erken doğan kız çocuğu. Hz. Haticetü'l-Kübra; Hz. Peygamber'in ilk
eşi ve 6 çocuğunun annesi. Ümmü'l-Mü'minin.
HATİF:(Ar.)
Er. - 1. Kuvvetli, sert ve tiz bir sesle tebliğ veya davet eden kimse. 2. Göz
kamaştıran. 3. Göze görünmeyen.
HATİFE:(Ar.)
Ka. - (bkz. Hatif).
HATİM: (Ar.)
Er. 1. Sona erdiren, bitiren. 2. Mühürleyen, mühürleyici.
HATİME:(Ar.)
Ka. - (bkz. Hatim).
HATUN:(Ar.)
Ka. 1. Kadın. 2. Eş, zevce. 3. Eskiden yüksek kişilikli kadınlara ya da hakan
eşlerine verilen unvan.- Örfte isim olarak kullanılır.
HAVER:(Fars.). 1. Şark, doğu. 2. Güneşin doğduğu gün. - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
HAVLE: (Ar.)
Ka. 1. Etraf, çevre, güç, kuvvet. 2. Sahabe hanımlarından birisi. Hakkında ayet
inmiştir.
HAVVA: (Ar.) Ka. - Esmer kadın. Havva: Hz. Adem
(a.s.)'in karısı, ilk kadın. Adem (a.s) cennette uyurken sol kaburga kemiğinden
yaratılmıştır. İnsan soyunun başlangıcı yani türeyiş, onların bir arada yaşamaya
başlamasıyla vaki olmuştur.
HAY:(Ar.)
Er. 1. Canlı, diri. 2. Allah'ın sıfatlarından. - "abd" takısı alarak kullanılır.
"Abdülhay".
HAYA: (Ar.)
Ka. l. Utanma, sıkılma. 2. Ar, namus, edep. 3. Allah korkusu ile günahtan
kaçınma.
HAYAL: (Ar.)
Ka. 1. İnsanın kafasında canlandırdığı şey. 2. Bir olay veya eşyanın zihinde
kalan izi. 3. Gerçekte olmadığı halde görüldüğü sanılan şey, görüntü.
HAYALİ:(Ar.)
Er. - 1. Hayal niteliğinde ya da hayal ürünü olan. 2. Kanuni Sultan Süleyman
devrinin büyük şairlerinden biri.
HAYAT:(Ar.)
Ka. 1. Yaşayan, diri. 2. Canlılarda doğumdan ölüme kadar geçen süre. 3. Yaşama,
yaşayış.
HAYATEFZA:(a.f.i.) Ka. - Hayat artıran.
HAYATENGİZ: (a.f.i.) Ka. - Yaşatan, yaşamaya zorlayan.
HAYATİ:(Ar.)
Er. 1. Dirilik, canlılık. 2. Büyük önem taşıyan. 3. Hayata, yaşayışa ait,
hayatla ilgili.
HAYDAR: (Ar.)
Er. 1. Arslan, esed, gazanfer, şir. 2. Cesur, yiğit adam. 3. Hz. Ali'nin
lakabı.
HAYİM:(Ar.)
Er. 1. Şaşkın, hayrette. 2. Sevgiden dolayı şaşkına dönmüş.
HAYME: (Ar.)
Ka. - Çadır.
HAYR:(Ar.)
Er. İyi, faydalı, hayırlı, yarar. Hayru'l-Vera: Halkın, alemin hayırlısı,
Hz. Muhammed. Hayru'l-Beşer: İnsanların hayırlısı, Hz.
Muhammed.
HAYRAN:(Ar.)
Er. 1. Şaşmış, şaşa kalmış, şaşırmış. 2. Çok tutkun. 3. Aşırı derecede sevgi
duyan.
HAYRAT:(Ar.)
Er. 1. Sevap kazanmak için yapılan hayırlı işler, iyilikler. 2. Sevap için
kurulan müessese.
HAYREDDİN:(Ar.) Er. - Dinin hayırlı eylediği mübarek kıldığı insan. -Türk dil kuralları
açısından "d/t" olarak kullanılır.
HAYRET: (Ar.)
Ka. - Şaşma, şaşırma, şaşakalmış, ne yapacağını bilmeme.
HAYRİ:(Ar.)
Er. - Hayırla, iyilikle ilgili, uğur ve kutluluğa ait.
HAYRİYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Hayri).
HAYRULLAH:(Ar.) Er. - Allah'ın hayırlı ettiği erkek.
HAYRUNNİSA:(Ar.) Ka. - Kadınların hayırlısı.
HAYSİYET:(Ar.) Er. - Şeref, onur, itibar, değer.
HAYYAM:(Ar.)
Er. 1. Çadırcı. 2. İran'ın meşhur şairlerinden Ömer Hayyam,
HAZAL:(Ar.)
Ka. - Kuruyup dökülen ağaç yaprakları.
HAZAN:(Fars.) Ka. - Sonbahar, güz.
HAZAR:(Ar.)
1. Sabit meskeni olanların oturdukları memleket. 2. Barış ve güven. - Erkek ve
kadın adı olarak kullanılabilir.
HAZEN: (Ar.) Ka. - Üzüntü. Gam, keder.
HAZER: (Ar.)
- Deniz, bahr, büyük su. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
HAZIM: (Ar.)
Er. - Hazmeden, hazimli, ihtiyatlı, akıllı, işinde gözü açık, sağlam
olan.
HÂZİM: (Ar.)
Er. - Zafer kazanan, galip, hazimete uğratan.
HÂZİME: (Ar.)
Ka. - Sindirici kuvvet, (bkz. Hazim).
HAZİN: (Ar.)
Er. 1. Hüzünlü, üzüntülü, acıklı. 2. Üzüntü veren, gamlandıran,
kederlendiren.
HAZİNE: (Ar.)
Ka. 1. Devlet malının parasının saklandığı yer. 2. Gömülü ya da saklıyken
bulunan değerli şeyler.
HAZİZ: (Ar.)
Er. 1. Mesud, mutlu. 2. Hisse ve nasibi olan.
HAZİZE: (Ar.)
Ka. - (bkz. Haziz).
HAZLAN: (Ar.)
Er. 1. Terketmek. 2. Allah ilminde, Allah'ın insanı lütuf ve nusretinden mahrum
etmesi. İsim olarak kullanılmaması daha uygundur.
HAZRÂ: (Ar.)
Ka. 1. Yeşil, sebze, hadra. 2. Gökyüzü. 3. Türk musikisinde mürekkep bir
makam.
HAZREC: (Ar.)
Er. 1. Bir Arap kabilesinin ismi. 2. Hz. Peygamberi Mekkeli muhacirlerle,
Medine'de kabul eden ve ilk İslam devletinin temelini teşkil eden ensarın en
önemli kolu.
HEBİB:(Fars.)Er.-Rüzgar.
HECİL: (Ar.)
Ka. - İki dağın arasındaki kısım, vadi, dere.
HEDEF:
(Ar.)
Er. 1. Nişan, nişan alınacak yer alanı. 2. Meram, maksat,
gaye,
amaç.
HEDİYE: (Ar.)
Ka. 1. Hediye, armağan. 2. Karşılıksız verilen şey. - Hediyetullah:
Allah'ın hediyesi.
HEKİM: (Ar.)
Er. - 1. İnsan hastalıklarının teşhis ve tedavisi ile uğraşan kimse, doktor. 2.
Hikmet sahibi kişi, filozof.
HENNÂ:(Ar.)
Ka. - Kına ağacı, (bkz. Kına).
HEPER: (Tür.)
Er. - Cesur, yiğit kimse.
HEPGÜL: (Tür.) Ka. 1. Gül gibi güzel kadın. 2. Neşeli
ol.
HEPŞEN: (Tür.) Ka. - (bkz. Hepgül).
HEPYENER: (Tür.) Er. - (bkz. Heper).
HESNA: (Ar.)
Ka. 1. Güzel kadın. 2. Hanım, kadın.
HEYBÂN: (Ar.)
Er. 1. Korkunç, korku veren. 2. Çok utangaç.
HEYBET: (Ar.)
Er. 1. İnsanlarda korku ile birlikte saygı uyandıran görünüş. 2. Karizma, doğal
etkileyiş.
HEZÂR: (Fars.)). 1. Bülbül. 2. Çok, pek çok. 3. Bin. - Erkek ve
kadın adı olarak kullanılır.
HEZÂRE: (Ar.)
Ka. - Afganistan'ın dağlık kesiminde oturan bir kabile.
HEZARFEN: (Fars.)) Er. - Çok bilen, elinden her iş gelen. Bin türlü iş
beceren. Hezarfen Ahmet Çelebi: Türk bilgini. Yapay kanatlarla ilk defa
uçma deneyimini başaran adam.
HIDIR: (Ar.)
Er. - (bkz. Hızır).
HIFZI: (Ar.) Er. 1. Saklama, koruma ile ilgili. 2.
Ezberleme, akılda tutma.
HIFZURRAHMAN: (Fars.) Er. - Merhamet eden, acıyan. Allah'ın koruyuculuğu.
Allah'ın uhdesinde.
HIFZİYE: (Fars.) Ka. - (bkz. Hıfzı).
HIFZULLAH: (Fars.) Er. - Allah'ın koruması, saklaması.
HINCAL: (Tür.) Er. - Öc al.
HIYRE: (Fars.)) Ka. - Kamaşık, donuk, fersiz göz.
HIZIR: (Ar.)
Er. 1. Yeşil. Yeşillik. 2. Kehf suresinde 59-81. ayetlerde bahsi geçen ve Hz.
Musa'nın onunla buluşarak imtihan olunduğu şahsın müfessirlerin ekseriyetinin
üzerinde ittifakla durdukları ismi. Hızır hakkında çok çeşitli rivayetler
vardır.
HIZIRHAN: (Fars.) Er. - Seyyid. Seyyidi sülalesinin kurucusu, Malik
Süleyman'ın oğlu.
HIZIR BEY: (Fars.) Er. - İstanbul'un fethinden sonra oranın ilk kadısı
olan Türk alimi ve şairi.
HIZLAN: (Tür.) Er. - Hız kazan, hızını artır.
HİBE: (Ar.)
Ka. - Bağışlama, bağış.
HİBETULLAH: (Fars.) Er. - Allah'ın bağışlaması, bağışı.
HİCAB: (Ar.)
Er. 1. Utanma, sıkılma. 2. Perde, ikişeyi birbirinden ayırmaya yarayan
perde.
HİCABİ: (Ar.)
Er. - (bkz. Hicab).
HİCRAN: (Ar.)
Ka. 1. Ayrılık. 2. Unutulmaz acı, keder.
HİCRET: (Ar.)
Ka. 1. Bir memleketten, başka bir memlekete göç ediş. 2. Rasulullah'ın Mekke'den
Medine'ye göç etmesi, takvim başlangıcı olan Miladi 622 yılında vuku
bulmuştur.
HİÇSÖNMEZ: (Tür.) Er. - (bkz. Sönmez).
HİÇYILMAZ: (Tür.) Er. - (bkz. Yılmaz).
HİDAYET: (Fars.). - Hak yoluna doğru yola girme. 2. Müslüman olmak.
-Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
HİDAYEDDİN: (Fars.) Er. - Dinin gösterdiği doğru yol.
HİDİV: (Ar.)
Er. - İmtiyazlı, Mısır valisi veya bu valinin ünvanı.
HİKEM: (Ar.)
Er. - Hikmetler.
HİKMEDDİN: (Fars.) Er. - Dinin hikmeti. - Türk dil kuralına göre "d/t"
olarak kullanılır.
HİKMET: (Fars.). 1. Hakimlik, feylesofluk. 2. Sebeb, gizli, Allah'ın
hikmeti. 3. Felsefe. 4. Ahlaki söz, öğüt verici, kısa öz, öğretici söz. - Erkek
ve kadın adı olarak kullanılır.
HİKMETULLAH: (Fars.) Er. 1. Ancak Allah'ın bileceği iş. 2. Allah'ın
hikmeti.
HİLÂ: (Ar.)
Er. - Hükümdarın taltif etmek istediği kimseye verdiği kıymetli elbise.
Hil'at.
HİLÂL: (Ar.)
Ka. 1. Hilal, yeni ay şeklinde olan ay, ayça, gençay. 2. Bir yazı sitili. 3.
Hilaliyye: Kadiri tarikatı şubelerinden birinin adı.
HİLMİ: (Ar.)
Er. - Yumuşak huylu, sakin tabiatlı.
HİLMİYE: (Fars.) Ka. - (bkz. Hilmi).
HİLYE: (Ar.)
Ka. 1. Süs, zinet, cevher. 2. Güzel sıfatlar. 3. Güzel yüz. 4. Bir yazı sitili.
5. Hz. Muhammed'in mübarek vasıflarını ve güzelliklerini anlatan manzum ve
mensur eser.
HİMAYET: (Fars.) Er. - Koruma, korunma.
HİMMET: (Ar.)
Er. 1. Gayret, emek, çalışma, çabalama. Yüksek irade. 2. Ermiş kimsenin tesiri.
3. Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.
HİMYER: (Ar.)
Er. - Yemen'de bir kavmin adı.
HİND: (Ar.)
Ka. 1. Hindistan. 2. Sahabeden Ebu Süfyan'ın karısı.
HİRAM: (Fars.)) Er. - Salınma, salınarak edalı yürüme.
HİSAR: (Ar.).
1. Kuşatma, etrafını sarma. 2. Kale etrafı islihkamlı bent. -Erkek ve kadın adı
olarak kullanılır.
HİŞAM: (Ar.)
Er. - Nisam el-Melik: Emevi halifesi.
HİZBER: (Ar.)
Er. 1. Arslan, esed, gazanfer, şir, bahadır. 2. Cesur, yürekli adam.
HİZBULLAH: (Fars.) Er. - Allah'a inananlar topluluğu.
HİZRAN: (Fars.)) Ka. 1. Hezaren ağacı. 2. Harun er-Reşid'in
annesi.
HOŞEDA: (Fars.)) Ka. - Hareket ve davranışı hoş, güzel.
Cazibeli.
HOŞENDAM: (Fars.)) Ka. - Boyu bosu güzel, düzgün olan.
HOŞFİDAN: (Fars.)) Ka. - Güzel endamlı, boylu boslu kadın.
HOŞKADEM: (Fars.)) Ka. - Ayağı uğurlu.
HOŞNEVÂ: (Fars.)) Ka. - Güzel sesli.
HOŞNİGAR: (Fars.)) Ka. - Güzel, hoş sevgili.
HOŞTEN: (Fars.)) Ka. - Güzel vücutlu.
HUBEYB: (Ar.)
Er. 1. Küçük taze buğday taneceği. Tanecik. Hubeyb b. Adiyy el-Ensarî
(Öl. 625): İslam'ın ilk şehitlerindendir. Uhud'un ardından tutsak edildi ve
Mekke'ye köle olarak götürüldü. Uhud'ta öldürülen Haris'e mukabil, işkence
edilerek vahşi bir biçimde kazığa vuruldu ve şehid oldu.
HUBTER: (Fars.) Ka. - Pek güzel, en güzel.
HÜCCET: (Ar.)
Er. - Delil.
HUCESTE: (Fars.)) Ka. - Uğurlu, hayırlı, kutlu.
HUCURAT: (Ar.) 1. Hücreler odalar.
2. Kur'an-ı
Kerim'in 49. suresinin adı.
HUD:(Ar.)
Er. - Hz. Hud (a.s). Ad kavmine gönderilen peygamber. -Kur'an'da ismi
geçen 24 peygamberden biridir. Dalalet ve sapıklık içinde olan kavmini ıslah
için çok uğraştı fakat onlar, Hud'a inanmadılar ve ani bir fırtına ile yok
olarak tarihten silindiler.
HUDA:
(Ar.).
1. Doğru yol gösteren, hidayet eden. 2. Allah'ın isimlerinden.
3.
Kur'an-ı Kerim. Ek almadan isim olarak kullanılmaz. Hudanur
gibi.
HUDAVENDİGAR: (Fars.)) Er. 1. Sahip, hükümdar, bay. 2. Fars edebiyatında
Allah manasında kullanılır.
HUDAVENDİ: (Fars.)) Er. 1. Hükümdarlık. 2. Efendi, sahip, maliklik. 3.
Hakim, hükümdar.
HUDAYİ: (Fars.)) Er. - Allah'a mensup, Allah'ın
yarattığı.
HUDEYBİYE:
(Ar.) Er. 1.
Mekke'den ağır yürüyüşle 17 km mesafede bir vadi. 2. İslam tarihinde Hudeybiye
Musalahası olarak bilinen anlaşmanın yapıldığı yer.
HULAGU: (Fars.)) Er. - Moğol hükümdarı olup, İran'da Moğol
hanedanının kurucusudur.
HULKİ: (Ar.)
Er. 1. Hulk, yaratılışla ilgili, doğal tabi. 2. İyi ahlaklı, iyi
huylu.
HULUSİ: (Ar.)
Er. 1. Halis olan, saf, iç temizliği. 2. Samimi, candan. -(bkz.
Halis).
HUMEYRA: (Fars.) Ka. 1. Beyaz tenli kadın. 2. Hz. Aişe'nin
lakabı.
HUNALP: (Tür.) Er. - Cesur, kahraman.
HUNDE: (Ar.)
Ka. - Sükun, sulh ve mütareke, (bkz. Hudeybiye). - Erkek ve kadın adı olarak
kullanılır.
HURDAZ: (Fars.)) Er. - Farsların kullandığı şemsi senenin 3. ayına
verilen isim.
HURİ: (Ar.)
Ka. 1. Cennet kızı. 2. Sevgili. - Daha çok lakab olarak kullanılır.
HURİSER: (a.f.i.) Ka. - Cennet kızlarının başı, hurilerin
başı.
HURİYE: (Ar.)
Ka. - Coşkunluk hallerinde hurilerle buluştuklarına inanan bir
tarikat.
HURREM: (Fars.)) Ka. 1. Şen, sevinçli, güleryüzlü, gönülaçan, taze,
hoş. 2. Bir yazı sitili. 3. Hurrem Sultan: Kanuni Sultan Süleyman'ın
gözde zevcelerinden. Osmanlı siyasetinde etkin rol oynayan
hanımlardan.
HURŞİD: (Fars.) Er. - Güneş, aftab,
mihr, şems. -
Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
HUSREV: (Ar.)
Er. - Hükümdar, padişah.
HUZUR: (Ar.)
Er. - Baş dinçliği, gönül rahatlığı, dirlik, erinç.
(Ar.)
Er. 1. Senet, vesika, delil. 2. Seçkin alimlere verilen unvan. -
Hüccetü'l-İslam: Gazali.
HÜDAİ: (Ar.)
Er. - (bkz. Hüdayi).
HÜDAVENDİGAR: (Fars.)) Er. 1. Amir, hükümdar. 2. Osmanlı padişahlarından
I. Murad'ın ünvanı.
HÜLYA: (Ar.)
Ka. - Kuruntu.
HÜMA: (Ar.)
Er. 1. Devlet kuşu. 2. Saadet, mutluluk.
HÜMEZE: (Ar.)
- Birini arkasından çekiştirmek. Kur'an-ı Kerim'in 104. suresinin adı. İsim
olarak kullanılmaz.
HÜNER: (Fars.)) Ka. - Bir işte gösterilen incelik ve beceriklilik,
maharet, ustalık marifet.
HÜNKAR: (Fars.)) Er. 1. Uğurlu. 2. 15-29 yaş arasında Osmanlı
Sultanlarına verilen isim.
HÜR: (Ar.)
Er. - Özgür, bağımsız.
HÜRAY: (a.t.i.). - Ay gibi özgür, ay kadar bağımsız. - Erkek ve
kadın adı olarak kullanılır.
HÜRCAN: (a.t.i.). (bkz. Hüray).
HÜRDOĞAN: (a.t.i.) Er. - (bkz. Hüray).
HÜREYRE:
(Ar.) Er. Kedicik, kedi yavrusu. -
Ebu Hüreyre: Ashab-ı Kiram'dan en çok hadis rivayet eden sahabi. Kedi
yavrularını çok sevdiği için bu ismi aldığı söylenir.
HÜRGÜL: (Tür.) Ka. - Gül gibi özgür güzel.
HÜRKAL:
(Tür.) Er. - Esir olma.
HÜRKAN:
(Tür.) Er. - Özgür soydan
gelen.
HÜRMET:
(Ar.) Ka. - Saygı.
HÜRMÜZ: (Fars.) Er. 1. Zerdüştlerin hayır
tanrısı. 2. Eski İran takviminde güneş yılının ilk günü. 3. Jüpiter, müşteri,
erendiz. 4. Sasani sülalesinden 5. padişahın adı.
HÜROL: (Tür.) Er. - (bkz. Hürkal).
HÜRREM: (Fars.) Ka. 1. Yeşil taze. 2.
Gönülaçıcı. 3. Şen şakrak, sevinçli.
HÜRRİYET:
(Ar.) Ka. 1. Hürlük, serbestlik. 2.
İstediğini herhangi bir engelle karşılaşmadan karar dairesi içinde yapabilme
hali.
HÜRSEL:
(Tür.) Er. - (bkz. Hürol).
HÜRSEV:
(Tür.) Er. - Hürriyeti seven
kişi.
HÜRYAŞ AR:
(Tür.) Er. (bkz. Hürsev).
HÜSAM:
(Ar.) Er. - Keskin kılıç.
HÜSAMEDDİN:
(Ar.) Er. 1. Dinin keskin kılıcı. 2.
Mevlana'nın halifesi olan Hüsameddin Çelebi, Mevlana'nın Mesnevi'yi dikte
ettirdiği kişidir. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
HÜSEYİN:
(Ar.) Er. 1. Küçük sevgili. 2. Hz.
Muhammed (s.a.s.)'in torunu, Hz. Ali'nin küçükoğlu.
HÜSMEN:
(Tür.) Er. - Hüseyin'den bozma olarak
yapılan isim.
HÜSNİ:
(Ar.) Er. - Güzelliğe ait, güzellikle
ilgili.
HÜSNİYE:
(Ar.) Ka. - (bkz. Hüsni).
HÜSNÜ: (Ar.) Ka. - Çok güzel.
HÜSNÜGÜL:
(a.f.i.) Ka. - Gülün
güzelliği.
HÜSNÜGÜZEL:
(Tür.) Ka. - Sarı çiçekli, güzel
yapraklı süsbitkisi.
HÜSNÜHAL:
(Ar.) Ka. - Davranış
güzelliği.
HÜSREV:
(Fars.) Er. 1. Padişah, hükümdar,
sultan. 2. Hüsrev şirin masalının erkek kahramanı. - Hüsrev: Eserlerini
daha çok Farsça yazmış bir Türk şairi ve edibi olup 1253-1325 yıllan arasında
Hindistan'da yaşamıştır.
HÜTEYN:
(Ar.) Er. - Hicaz ve Mısır'da dağınık
halde yaşayan büyük bir göçebe kabile.
HÜVARE:
(Ar.) Ka. - Berberi kabilesinin en
önemlilerinden birinin adı.
HÜVEYDÂ:
(Fars) Ka. - Açık, apaçık, belli,
besbelli, zahir.
HÜZEY:
(Ar.) Er. - Kuzey Arabistan'da büyük bir
Arap kabilesi.
HÜZZAM:
(Fars.) Ka. - Türk müziğinin en eski
birleşik makamlarından. |
|