|
|
|
|
|
|
Bektasi ile bir hoca birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca : -Namaz saati! demiş, başlamış kılmaya... Rekat üstüne rekat, selam üstüne selam... Bektasinin beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince sormuş : -Yahu bu ne uzun namaz böyle? -Kazaya kalmış namazlarım vardı, onları eda eyledim! Bektasi : -Eh ben de bir namaz kılayım! demiş ve başlamış namaza... Ama ne namaz, bitmiyor, sonunda hoca dayanamamış : -Erenler, senin namaz da uzun sürdü! -Önümüzdeki haftanın namazını kıldım! Hoca şaşırmış : -Yahu olur mu böyle şey? Bektasi gülmüş : -Yukarıdaki senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi niye kabul etmesin? |
|
|
|
|
|
|
|
Bektasinin ticarete atılacağı bir dönemde 1 milyara ihtiyacı vardır. Camiye gider ve başlar dua etmeye: - "Allahım bana 1 milyar ticarete atılacağım..." - "Allahım bana 1 milyar ticaret yapacağım..." Hemen yanındaki dilenci: - "Allahım bana 1 milyon ekmek parası..." Bunu duyan Bektasi hemen çıkarır 1 milyonu verir ve: - "Şimdi defol git, gözüme gözükme, böyle ufak işlerle Allah`ı meşgul etme... Kör müsün burada büyük işlerle uğraşıyoruz..." |
|
|
|
|
|
|
|
Bektasiye bir gün sormuşlar... Gelse bir
dilberi ahu Olsa savmı ramazan Dilber-i ahumu efdaldir , yoksa
savmı ramazan mı? Bektasi cevap verir: Fırsatı fevketme
zinhar... Sür sefasın dilberin Olur kazası savmın Olmaz kazası
dilberin. |
|
|
|
|
|
|
|
Erenlerden birine sormuslar -'ne sıklıkla oruç tutarsın?' -'ooo' demiş 'her sene kesin oruç tutarım' -'peki ne sıklıkla namaz kılarsın?' -'ooo' demiş 'çok sık. her hafta namaz kılarım' -'peki' demişler ne sıklıkla alkol alırsın?' -'ehh' demiş 'cok nadiren. akşamdaan akşama!' |
|
|
|
|
|
|
|
Bektasi ile hacı osmanlı zamanında ramazanda içki içerken yakalanırlar. Kadı yaptıklarının cezasının ne olduğunu bilip bilmediklerini sorar bunlara. Hacı af diler şeytana uyduk kadı efendi der ve hacı ya idam cezası verir. Bektasiye sıra gelir ve derki ben Kadı efendi ben gayri-müslümün bana oruç farz değil der. Kadı Bektasiyi serbest bırakır.Bektasi kadıya sorar kadı efendi ben de şeadet getirsem müslüman olsam arkadaşımı da bağışlar mısın? Kadı efendi düşünür gavuru müslüman yapmanın ona sağlayacağı sevabı hesap eder ve hacıyıda affeder. Kadının huzurundan ayrıldıktan sonra hoca şaşırararak bekaşiye sorar; Sen ne biçim adamsın be bir dinli oluyon bir dinsiz, sende iman yokmu bire münafık deyip azarlar. Bektasimizde gavur oldum kendimi , müslüman oldum seni kurtardım. Peki sen ne işe yaradın?
|
|
|
|
|
|
|
|
Bektasinin birini ramazanda içki içtiği için yakapaça kadıya götürürler. Çakırkeyif Bektasi'yi görür görmez kadı: "Behey kafir! Bu yaşta hala içiyorsun bu zıkkımı. Utanmıyor musun? Bilmiyor musun haram olduğunu? .." der. "Sırtınızdaki ipek kaftan da haramdır" diye karşılık verir Bektasi. Kadı: "Bunun içine pamuk katarlar" Bektasi: "Dünyada doğru adam mı kaldı, şaraba da yarı yarıya su katıyorlar..." |
|
|
|
|
|
|
|
Bektasi'nin birine konuk gelecekmiş. Bektasi konuğu nasıl ağırlar..Elde yok, ayakta yok.. Mahçup olmak da istemiyor...Komşusu Yahudi'nin bir sürü keçisi varmış...Onlardan birini çaktırmadan alıp kesiyor...Ama çaktırmadığını sanan kendisi...Yahudi, ağacın arkasından gözlermiş durumu...Diyor ki kendi kendine, "Kadıya gitsem.. Kadı Müslüman, o Müslüman, ben Yahudi.. Davayı kazanamam. Hadi kazandim, Bektasi'nin nesi var ki, ondan alıp bana versin...Biz artık Allah'ın huzurunda hesaplaşırız...Yillar geçiyor.Yahudi, Allah'ın huzurunda davacı oluyor, Bektasi'den... Mahkeme kuruluyor.. Allah : -Sen Yahudi kulumun keçisini kesmişsin, diyor Bektasi'ye... -Kesmedim, diyor Bektasi... -Ben gözlerimle gördum diyor, Yahudi.. -Allahim, diyor Bektasi... Bir mahkemede bir adam hem şahit, hem davacı olamaz. -Haklısın ama, diyor, Allah Ben her şeyi görürüm. Ben de gördüm, kestiğini... -Allahım, diyor Bektasi...Aynı mahkemede, hem şahit, hem hakim olunmaz... -Gene haklısın, diyor Allah... O zaman getirin keçiyi ona soralım... -Ne!... diyor Bektasi... Keçi burada mı?...Ver onu o zaman bu Yahudi'ye...Bitsin bu dava.. |
|
|
|
|
|
|
|
Softa, namazını bitirmiş, selam vererken,
komşusu olan ve onu yaptığı kötülüklerden iyi tanıyan, Bektasi
yanına iyice sokulup, "Aleykümselam" demiş.Softanın canı fena
halde sıkılmış : -Be adam! Sen de nereden çıktın? Namazımı
berbat ettin. -Selam verdin, ben de aldım. -Yahu ben sana değil,
meleklere selam verdim. -Erenler, ben de meleğim. -Ulan defol
git şuradan!...Senden melek mi olur? -Kızma birader!...Senin
gibi Müslümanın benim gibi meleği olur. |
|
|
|
|
|
|
|
Adama sormuşlar : -Kaç gün oruç tuttun? -Hastalığım nedeniyle, ancak bir gün tutabildim! Aynı soruyu, orada bulunan Bektasiye sorunca, hiç istifini bozmadan yanıt vermiş : -Bu arkadaş benden bir gün fazla tutmuş! |
|
|
|
|
|
|
|
Adama sormuşlar : -Kaç gün oruç tuttun? -Hastalığım nedeniyle, ancak bir gün tutabildim! Aynı soruyu, orada bulunan Bektasiye sorunca, hiç istifini bozmadan yanıt vermiş : -Bu arkadaş benden bir gün fazla tutmuş! |
|
|
|
|
|