|
|
Far Cry

Far Cry
için düşündüm de, daha detaylı bir
inceleme yazılması gerekiyor. Bu yüzden,
sil baştan daha iyi bir inceleme yazmaya
karar verdim. Oyuna derinlemesine
dalacağız bu inceleme sayesinde. Hadi
bakalım, başlayalım.
Oyun DVD olarak piyasaya çıktı ama CD
versiyonu da bulunuyor. Korsan olarak
CD'lerde satılan oyunda, büyük ihtimalle
eksikler olacaktır. Çünkü loop demo
dosyası bile 100Mb'dan büyük. Loop demo
dediğim, oyunun ana menüsünde, arka
planda oynayan video görüntü. Oyunun DVD
olmasının sebebi, ilk başta video
görüntüler ve hemen ardından dil
seçenekleri.
Video
görüntüler çok yer kaplıyor. Bendeki
DVD'de bir de Fransızca dil desteği var
ve tüm filmlerin bir de Fransızca
versiyonu var. Kapladıkları alan ikiye
katlanıyor böylece. Neyse ki, yükleme
fazla zaman almıyor. DVD'den oyun
yüklemek çok eğlenceli. Disk
değiştirmeye gerek kalmıyor :)
Oyunun setup ayarlarını hem dışarıdan
hem de oyunun menüsünden
yapabiliyorsunuz. Ama grafik ve ses
ayarlarındaki değişikliklerin yürürlüğe
girmesi için, oyunu kapatıp açmanız
gerekiyor. Yani oyun içi ayar menüsü bir
işe yaramıyor. Setup ayarlarında,
otomatik ayar seçeneği var. Bana pek
gerçekçi gelmedi ama siz de bir
şansınızı deneyebilirsiniz.
Oyunu ilk açtığımda, gaza gelip
1280x1024 çözünürlük, herşey Ultra
High'da, AF ve FSAA açık oynadım. İlk
sahnede bile 4-5 FPS gösterdi :) Ben de
hemen FSAA ve AF'yi kapattım. Oyun
oynanabilecek hıza ulaştı ama yine de
yavaştı. Ben de suratımı astım ve
detayları High'a indirdim. Deneme
yaptığım sistem, 1Gb DDR RAM'li, 2Ghz
işlemcili ve Radeon 9800pro'lu bir
sistemdi. Yine de yavaştı.
Oyundaki video görüntüler BINK video
formatında ve çok kaliteliler. Oyuna
başlar başlamaz, hemen size kısa bir
bilgi veriliyor. Biz yelkenlimizle
dolaşırken, birisi tarafından
batırılıyoruz ve kendimizi tuhaf
biryerde buluyoruz. Neyin ne olduğunu
anlamaya çalışırken, bir telsiz
görüyoruz ve telsizdeki adam bize
direktifler vermeye başlıyor. Bizi
tanıyor da. Biz onun söylediklerini
yapmaya başlıyoruz ve işler karışmaya
başlıyor. Önce masum masum adamızda
dolaşırken, işin içine özel askerler ve
yaratıklar giriyor. Neyse ki adada
yanlız değiliz, kurtarmamız gereken bir
CIA Ajanı var. Kadın ve güzel. Yoksa o
ada çekilmezdi :)
Kontroller, her zamanki gibi. Yürüme,
zıplama, ateş etme, sağa ve sola eğilme
gibi hareketlerden başka, silah atış
modunu değiştirme, gece görüşü, eğilme,
sürünme gibi hareketler de var. Işık ve
dürbün de ayrı bir olay. Dürbün çok
yararlı. Çünkü etrafa baktığınız zaman,
düşmanları işaret ederek işinizi bir
hayli kolaylaştırıyor. Çünkü yoğun bitki
örtüsü arasında askerleri görmek o kadar
da kolay değil. Kontrollere alışmak
zaman almıyor dediğim gibi. Herşey çok
kolay. Ama oyun zor. Bu yüzden bir denge
sağlanmış. Sizi zorlayan kontroller
değil, düşmanlar. Oyundaki araç
kullanımı da çok iyi yapılmış. Minik
jiplerden dev gibi kamyonlara kadar
seçenekleriniz olacak. Minik jeep'lerin
yolu kavrama olayı mükemmelken, ağır bir
taşıt aynı hissi uyandırmayacak sizde.
Ağırlık hissini çok iyi ayarlamışlar.
Oyundaki minik detaylar, çok harika. Bir
kere süper modellenmiş dev bir
adadasınız. İç ve dış mekanların hepsi
bu adada oluşturulmuş. Çok gerçekçi iç
ve dış mekanlar var adada. Herşey tek
bir parça olsa bile, genel bölüm
değişikliklerinde, bir süre yükleme
yapılıyor. Ada çok büyük olduğundan,
hafıza dayanmıyor haliyle. Ormanda
etrafta çeşitli havanlar dolaşıyor.
Renkli papağanlardan sineklere, çeşitli
kuşlardan böceklere kadar herşey
düşünülmüş. Denizin içinde balıklar da
var ki, bu saydığım hayvanların hepsini
öldürmek de mümkün. Hatta öldürdüğünüz
hayvanlar havadaysa yere düşüyor ve
saatler sonra geldiğinizde bile yine
aynı yerde görebiliyorsunuz onu.
Adamımız suya girdiği zaman yavaşlıyor
ve derinleşince de yüzmeye başlıyor.
Yüzerken ellerini kullandığını
görebiliyorsunuz. Suda ateş
edemiyorsunuz ve fazla suyun altında
kalırsanız, attaya gidiyorsunuz. Space
ile suyun altında nefesinizi tutma gibi
bir olayınız var ki, bu baloncuk
çıkmasını sengelliyor ve sizi düşmanın
görmemesini sağlıyor. Bazı bölümlerde
suyun altından gizlice ilerlemeniz
gerekebiliyor.
Oyunun en güzel yanlarından birisi, bir
görevi yapmak için çeşitli yollardan
gitme imkanınızın olması. Mesela bir
bölümde, bize telsizle direktif veren
adamla buluşmamız gerekli ve bir tepede
oyuna başlıyoruz. İstersek yürüyerek
patikalardan onca yolu yavaş yavaş
gidebiliriz, istersek hemen yandan veya
başka yerden jeep alıp gidebiliyoruz
veya hemen ilk başta bulunan planör ile
de uçarak gidebiliyoruz. Ben ilk
denememde karşıki dağa çakıldım ama
diğer denememde başarıya ulaştım. Ayrıca
bu aletle adayı dolaşmak oldukça
eğlenceli. Görevleri böyle çeşitli
şekillerde ve alakasız yollardan yapmak
çok eğlenceli oluyor. Bir görev için
inanılmayacak yollar mevcut. Ben hemen
hepsini denemeye çalıştım ama sanırım
hala göremediklerim var.
Grafikler bir harika. Herşey mükemmel
modellenmişler. High detay seviyesi ile
Ultra High seviyesi arasında fazla fark
yok. Sadece abartı su efektleri, sudaki
gerçekçi yansımalar ve silah ve bezeri
yüzeyler üzerindeki tam gerçek gölgeler
fark ediyor. Öyle ki, bir ağacın bütün
yapraklarının gölgesi silahınızın
üzerine düşüyor. Güneşe doğru bakarken,
aradan bir kuş geçerse, ki ben bakarken
tesadüfen geçti, tam anlamıyla gerçek
bir görüntü oluşuyor. Aynı zamanda
dikenli teller veya kare kare olan demir
zeminler arasından güneşe veya başka bir
ışık kaynağına baktığınız zaman da,
gerçek yansımaları ve lens flare
efektlerini görebiliyorsunuz. Siz
bunların keyfini çıkarırken, ekran
kartınız neler çekiyor kim bilir :)
Grafik
konusunda size sayfalar dolusu yazı
yazabilirim. Dış mekanlardan hemen iç
mekanlara bakalım. İç mekanlar da, dış
mekanları aratmıyor. İçerisi daha dar
alanları içerdiğinden, birazcık içiniz
kararabilir ama herşey mükemmel
tasarlanmış. Parlak zeminlerden
ışıkların yansıması harika olmuş. Isı
veren makinelerde, bulanıklaşma efekti
kullanılmış ki, bu da hoşuma gidenler
arasında. Kurşun delikleri de gerçekçi.
Ayrıca, iç veya dış mekan olsun,
gördüğünüz her cismi itebiliyorsunuz.
Bir fıçıyı devirip, onu iterek yüksek
biryerden aşağıya atabiliyorsunuz veya
bir yoldan aşağıya gönderebiliyorsunuz.
Eğer bunlar suya düşerse, su etrafa
saçılıyor, dalgalanmalar oluşuyor. Su
zaten ayrı bir güzellik. Kıyıya
dalgaların vurması mükemmelden de öte.
İnsan oturup da izlemek istiyor. En
yüksek detaylarda, suyun üzerinden
herşey aynen yansıyor. Bu diğer parlak
zeminler için de geçerli.
Bu kadar güzelliğin arasında,
sorunlardan da bahsedelim. Oyun için
hemen bir yama yayınlandı biliyorsunuz.
Ben yamasız oynadımve başıma neler neler
geldi. Bir kere, bazen düşman havada
çıkabiliyor. Bir bölümde bana ateş
ediyorlar ve ben bir türlü düşmanı
bulamıyordum. Sonra bir batım havaya,
hepsi havadan bana ateş ediyorlar.
İlginç doğrusu. Bir de, birisi size ateş
ederken eğer el bombası atmaya karar
verirse, el bombasını atarken tüfek hala
ateş ediyor olabiliyor. Bazen, düşmanlar
kafayı yiyor ve oldukları yerde
kalıyorlar. Yürüyorlar ama animasyonsuz,
odun gibi yürüyorlar ve size
saldırmıyorlar. Bunu ve havaya uçma
olayını çözmek için, oyunu kapatıp açmak
yetebiliyor. Ama her an yine olabiliyor.
Bu sorunlar, genelde bölümlere
başladığınız zaman oluyor. Yama bunlara
deva oluyor mu bilmiyorum ama olsa iyi
olur. Çünkü oyunda buna benzer irili
ufaklı sorunlar var. Çoğu sıkıntı
yaratabiliyor.
Adamımız fazla dev olmadığından, yanında
4 adet silah taşıyabiliyor. Bunun bir
tanesi bıçak ve pek kullanışlı değil.
Diğeri tabanca, oldukça iyi. Kalan 2
slota da tüfekler ekleyebiliyorsunuz.
Roket atar ve benzeri ağır silahlar da
eklenebiliyor tabi. Ben MP4 kullandım
hep, çok memnundum. Sniper da, açık
alanlarda çok işe yarıyor. Ama bitki
örtüsünün arasından, düşmanı seçmek zor
oluyor.
Düşman derken, biraz yapay zekadan
bahsedelim. Düşman olması gerekenden de
zeki gibi. Aslında zeka demeyelim buna.
Çünkü devamlı etrafta koşturmak, zeka
ürünü olamaz. Askerler devamlı
koşturduklarından, onları vurmak oldukça
zor. Hatta oyun kare atlıyorsa, daha da
zor. Yine de, ağaç, kutu ve benzeri
cisimler arkasına saklanarak size ateş
edebiliyorlar ve başları sıkışınca,
gidip birilerini çağırabiliyorlar. Hatta
bazen fişek yakıp veya toz kaldırıp,
helikopter de çağırıyorlar ki, işte bu
sakat bir durum. Ayrıca, ben hayatımda
bu kadar keskin nişancı düşman görmedim.
Sniper, tüfek veya tabanca bile fark
etmiyor. Metrelerce uzaktan bile
vurabiliyorlar sizi. Hem de saklansanız
bile. Burnunuzun ucunu görseler, hemen
"Kim var orada?" demeye başlıyorlar. Siz
de soğuk terler döküyorsunuz ve kısa bir
süre sonra da iki kurşunla ölüyorsunuz.
Ses efektleri konusunda oyun çok
başarılı. Ortam orman olduğu için,
heryerden bir hayvan sesi geliyor.
Kuşlar, böcekler. Surround sistemlerde,
mükemmel bir ambiyans oluşuyor. Kapalı
mekanlarda ise, "voinnnk vouuuvvvg" gibi
sesler duyuyorsunuz ve bu çoğu zaman
gerilimi artırıyor. Ayrıca düşmanlar
aralarında sohbet ediyorlar veya "Sen
bekle ben yardım çağırayım" gibi
birşeyler söyleyip adam toplamaya
gidiyorlar. Ha bir de, yanlış anlaşılma
olmasın. Ben başıma gelecekleri
bildiğimden şimdiden söyliyim, bu
cümleler oyunda İngilizce :) Şirket
sahipleri Türk olabilirler ama oyunda
Türkler ile alakalı hiçbirşey yok.
Görevlerin zorlu olmadığı ama görevi
yerine getirmek için yapılması
gerekenlerin zor olduğu oyunda, çok
farklı tuzaklarla, düşmanlarla ve
durumlarla karşılaşacaksınız. Bazen
direk saldırmak mantıklı iken, bazen de
gizlice ilerlemek hayatınızı kurtaracak.
Genelde görevler biryerlere gitmek ve
orada bir halt yemek üzerine kurulu. Bu
yüzden, mümkün olduğunca çevreyi
dolaşmak ve etraftan kart falan toplamak
zorunda kalabiliyorsunuz. Hatta bir
kapıyı açacak kart, alakasız yerlerde de
olabiliyor ve baya bir dolaşmanız
gerekiyor. Ama sıkılmıyorsunuz,
heryerden bir asker çıkıyor nasıl olsa.
Son olarak, karakterlerin grafiklerinden
bahsedeceğim ve yazıyı bitireceğim.
Karakterler sanki birer pehlivan gibi.
Parlıyorlar :) Neden bilmiyorum. Kim
olursa olsun, cillop gibi parlıyor.
Süper modellenmişler, çok gerçekçiler
ama şu parlaklık olayı hiç hoşuma
gitmedi. Sizin de gitmeyecektir.
|
Platform: PC |
Yapımcı: Crytek Studios |
Yayıncı: Ubisoft |
| |
Tür: Action |
Çıkış Tarihi: 2004 Mart |
|
|