|
|
Bedri Rahmi Eyüpoğlu ( 1913 - 1975 )
Görele'de doğdu. Ailesinin beş çocuğundan ikincisidir. Trabzon
Lisesi'nde okurken, 1927'de bu okula resim öğretmeni atanan Zeki
Kocamemi'nin öğrencisi oldu. Onun derslerinin etkisi ve okul
müdürünün özendirmesiyle 1929'da İstanbul Güzel Sanatlar
Akademisi'ne (şimdi Mimar Sinan Üniversitesi) girdi. Burada
Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı'nın öğrencisi oldu. 1930'da
eğitimini bitirmeden, ağabeyisi Sabahattin Eyüboğlu'nun yanına
Paris'e gitti. Orada André Lhote'un yanında resim çalıştı. Daha
sonra evleneceği Rumen asıllı eşi Eren Eyüboğlu ile de burada
tanıştı.
Yurda döndükten sonra 1934'te D Grubu'nun dördüncü sergisine
otuz resmi ile katıldı. İlk kişisel sergisini de aynı yıl
Bükreş'te açtı. 1934'te katıldığı Akademi'nin diploma
yarışmasında üçüncü oldu. Bu derece ile mezun olmak istemediği
için bir yandan diploma yarışmasına yeniden hazırlanırken, bir
yandan da bir süre Çerkeş demiryolu
yapımında çevirmenlik yaptı, Tekel Genel Müdürlüğü'nde çalıştı.
1936'daki diploma yarışmasında Hamam adlı kompozisyonuyla
birinci oldu. Aynı yıl Moskova'da düzenlenen Çağdaş Türk Sanat
Sergisi'ne katıldı. 1937'de Cemal Tollu'yla birlikte Akademi'nin
Resim Bölümü Şefi Léopold Lévy'nin asistanı oldular. Bedri Rahmi
birçok
ressamın katıldığı CHP'nin kültür programı çerçevesinde resim
yapmak için 1938'de Edirne'ye, 1941'de de Çorum'a gitti. Bu
dönem resimlerinde köy manzaraları, köy kahveleri, faytonlu
yollar, iğde dalı takmış gelinler gibi Anadolu'ya özgü
görünümler egemendir.
1940'lardan sonra duvar resimlerine yöneldi. İlk duvar resmini
1943'te İstanbul'da, Ortaköy'deki Lido Yüzme Havuzu için yaptı.
1947'de İstanbul'da özel bir atölye ve galeri açtı. 1950'de
Ankara'da sanatının o güne kadarki bütün dönemlerini kapsayan
bir sergisi düzenlendi. Bedri Rahmi aynı yıl bir kez daha
Paris'e gitti ve İnsan Müzesi'nde (Musée de I'homme) ilkel
kavimlerin sanatını inceledi. Bu incelemeleri "güzel"in aynı
zamanda "yararlı"da olabileceği, "yararlı" olmanın "güzel"in
gücünü eksiltmeyeceği düşüncesine ulaşmasına yol açtı. Bu
düşünce ise onun bundan sonraki sanat görüşünü tümüyle etkiledi,
yönlendirdi. Mozaik çalışmalarına 1950'de başladı. 1958'de
Uluslararası Brüksel Sergisi için 272 m²'lik bir mozaik pano
gerçekleştirdi ve bu yapıtıyla serginin büyük ödülü olan altın
madalyayı kazandı. Bundan bir yıl sonra Paris'teki NATO yapısı
için, şimdi Brüksel'de bulunan, 50 m²'lik bir mozaik pano
hazırladı. 1960 ve 1961'de iki kez ABD'ye gitti. Orada birçok
geziye katıldı, konferanslar verdi ve resim çalışmaları
yaptı.1969'da Sao Paulo Bienali'nde (iki yıllık sergi) onur
madalyası kazandı. Ayrıca 1940'ta Devlet Resim ve Heykel
Sergisi'nde resim dalında üçüncülük, 1943'te aynı serginin
4.sünde ikincilik ve 1972'de de 33. sergide birincilik ödülünü
aldı. Ölümünden sonra 1976'da Ankara'da "Yaşayan Bedri Rahmi"
adıyla bir sergisi düzenlendi. Aynı yıl İstanbul'da da Devlet
Güzel Sanatlar Akademisi'nde adına düzenlenen bir sergiyle
anıldı. 1984'te İstanbul'da "Bedri Rahmi-Her Dönemden" adlı bir
toplu sergisi açıldı.
Bedri Rahmi Akademi'deki ilk yıllarından sonra temel bilgilerini
Paris'te André Lhote'un akademisinde edinmesine karşın onun
kübist ve yapımcı (konstrüktif) yaklaşımını benimsememiş, Dufy
ve Matisse'i kendine daha yakın bulmuştur. Paris'ten döndükten
sonra Anadolu ve Trakya gezilerinde yaptığı resimlerle İstanbul
görünümlerinde Dufy'nin renk ve çizgi anlayışının etkileri
görülür. Zamanla bu etkiden sıyrılan Bedri Rahmi halk sanatını
sağlam bir kaynak olarak görmeye başlamıştır. Halk sanatından
yola çıkarak yeni anlatım biçimleri aramıştır. Minyatürlerden de
esinlenmiştir. Anadolu kilimlerinin geometrik, soyut biçimleri,
çini, cicim, heybe, yazma ve çorapların bezeme düzeni ve renk
uyumlarını kaynak olarak kullanmış, motifin ağırlık kazandığı
süslemeci bir tutumla resimler yapmıştır. Ancak, yalnızca
motifleri resme uygulamakla yetinmemiş, renk ve malzeme
araştırmalarına da girmiştir. Çeşitli teknikleri deneyerek
gravür, mozaik, heykel ve seramik alanlarında birçok ürün
vermiştir. Yine bir halk sanatı olan yazmacılığa da yönelmiş,
kumaş üstüne baskılar yapmış, bu çalışmalarını öğrencileriyle
birlikte de yürütmüştür.
İki yıl kadar süren ABD gezisinden sonra değişik malzemelerden
yararlanarak soyut resimler ve renk düzenlemelerine yönelmişse
de son yıllarında yeniden eski konularına dönmüştür.
Kemençeciler, gecekondular, hanlar, kendi portreleri, balıklar
ve kahvelerle, yeni renk ve doku deneyimlerinden de
yararlanarak, doğaya eğilişin ustaca ve yetkin örneklerini
vermiştir. Çağdaş resim öğelerini de içeren bu çalışmalarında,
konu soyuta yaklaştığı oranda, resmin de bir tür "nakış"a
dönüştüğü izlenir.
Bedri Rahmi 1927'de başladığı resim öğretmenliğini ölümüne değin
sürdürmüş, Akademi'deki atölyesinde sayısız öğrenci
yetiştirerek, çağdaş Türk resmi için bu açıdan da etkili ve
yararlı olmuştur.
Bedri Rahmi 1928'de daha lise öğrencisiyken şiir yazmaya
başlamıştır. Şiirlerine, 1933'ten sonra Yeditepe, Ses, Güney,
İnsan, İnkılapçı Gençlik ve Varlık dergilerinde yer verilmiştir.
1941'den başlayarak çeşitli şiir kitapları yayımlanmıştır. Halk
edebiyatının masal, şiir, deyiş gibi her türüne karşı duyduğu
hayranlık, şiirlerine de yansımıştır. Halk dilinden ve şiirinden
aldığı öğeleri kendine özgü bir biçimde kullanarak halk diline
yaklaşma çabasını sonuna dek götürmüştür. Bu nitelikleriyle
şiirleri, resimleriyle büyük bir benzerlik gösterir. Akıcı,
rahat bir dille kaleme aldığı gezi ve deneme yazılarında ise
sürekli gündeminde olan halk kültürü, halk sanatı konularındaki
görüşlerini sergilemiştir.Bedri Rahmi Eyüboğlu 21 Eylül 1975'te
vefat etti.
|
|