|
|
Ayrılık
Sevdiğim, kemençede titretiyorken yayı,
Bülbül sustu, unuttu o eski ağlamayı.
Öyle sandım ki gökte kızıllık sardı ayı,
Sevdiğim, kemençede inletiyorken yayı...
Ağaçların dalları saygılarla eğildi,
İçimden çarpıntıyı, gözümden yaşı sildi,
Böceklerin sesleri birdenbire kesildi,
Sevdiğim, kemençede söyletiyorken yayı...
Ayın on dördü gökte yavasça yükselince,
Bir bağlama başladı önceden ince ince ...
Birdenbire gürleşip kemençeye karıştı,
Biri coşkun bir öfke, biri bir yalvarıştı.
Birini inletirken bir kadının elleri,
Birinde bir erkeğin kırılmış emelleri...
Sonra kemençe sustu... Yalnız kaldı bağlama,
Çalkalanarak diyor ki: “Boşunadır, ağlama!
Kemençen, bağlamam ve ... Gönüllerimiz kırıktır;
Her tatlı sevişmenin sonu bir ayrılıktır...
Gök onun kadar derin , o gök kadar berraktı,
Biraz sonra nazik ay bizi yalnız bıraktı...
Bu ayrılık çağının hicranını bir düşün,
Beni hala yakıyor tadı en son öpüşün!?..
Hazin hıçkırıkları bırakılmış bir kızın,
Hatırlattı bütün o eski ayrılıkları.
Söndürür neşesini gönlümüzdeki hızın,
Bırakılmış bir kızın hazin hıçkırıkları...
|
|
|
|
Kitapları
|
|
|
|
Hüseyin Nihal Atsız
İRFAN YAYINEVİ
"Ruh Adam", Türk edebiyatında pek alışılmamış
çeşitte bir romandır.
Müellifin tarihi romanlarını okumuş olanlar,
tarihi bir roman gibi başlayan bu eserin öyle
olmadığını görecek, sayfalar ilerledikçe
kendilerini aşırı bir sembolizmin içinde
bulacaklardır.
Bir tarih çeşnisinin de yer aldığı roman,
yaşamanın gayesini yalnızca askerlikte bulan bir
subayın hayatıdır.
"Ruh Adam", kendi nefsi ile mücadele eden bir
insanın macerasıdır. Edebi-ruhi tahlilini
yapanlar, eserin hakikaten bir roman mı, yoksa
yaşanmış bir hayat mı olduğunu kestirmekte hayli
tereddüde düşeceklerdir. |
|