|
|
Sığınak
Yedeğimde hep bir şiir olmalı
Korusun diye beni,
Sarsın
Solusun diye...
Yedeğimde hep bir şiir olmalı
Dileğimce değiştirebildiğim
Değiştikçe beni de değiştiren
Yüreğimle sindiğim,
Kimsenin bilmediği,
Acısına başka acı
Sevincine başka sevinç değmemiş,
Canım gibi
Yok etmek hakkını kendimde gizlediğim
Ömrümce çılgın, gönlümce engin,
Yeni doğmuş bebeklerin sesiyle
Yankısı ufkuma dokunurcasına yakın
Soluğumda kıvılcım, dudağında gül
Yaşamaya düğümlü,
Goncalar kadar körpe
Dalgalar kadar hırçın
Kavuşmamız olanaksız birine sakladığım,
Mahrem, bağışıksız,
Mazlum bir şiir
Yedeğimde hep bir şiir olmalı;
Çırpındığım geceler
Yetişip yatıştıran
Esinlenip dindiğim,
Duygusu sağılmamış,
Üşüse soluverecek,
Pürüzsüz, bir başına incecik,
Gülüşü gülüşüme denk, andıkça parıldayan
Andıkça parıldadığım,
Kanmayan, kandırmayan;
Öfkesi kirlenmemiş,
Zehri gibi kendi hayatımın
Ayrılık yaralarını sarılır sanmış,
Sürgün, ürkütülmüş,
Üzgün bir şiir.
Yedeğimde hep bir şiir olmalı
Yuvasında ilk kez uçan serçe gibi telaşlı,
Şafakta kuzulamış karaca gibi baygın,
Ulaşınca çılgınlığa kırılan dallarda ömrün
Yanarak uğuldayan
Yanarak uğuldadığım...
Yine daldım da kendi düşüme
Hasretin kanayışı bitermiş sandım...
Beni şiirler bağışlasın!
|
|
|
|
Kitapları
|
|
|
|
Nihat Behram
EVEREST YAYINLARI
1968'ler, Yazılı tarihin en barbar asrının en
umutlu, en ışıklı, en cesur günleriydi. Coşkun
bir devrimci dalganın bütün dünyayı sarstığı,
onlarca ülkede milyonlarca insanın ayağa
kalkarak, "Gerçekçi ol, imkânsızı iste," diye
haykırdığı günlerdi...
Böyle bir dünyada, Denizler de özgürlük
bayrağını Türkiye'de yükseklere taşıdılar.
ABD'ye, NATO'ya, yurtlarını yerli ve yabancı
sermayeye peşkeş çekmek isteyenlere en iyi
cevabı eylemleriyle, yürüyüşleriyle,
cesaretleriyle verdiler.
Ve egemenler, bu özgürlük kabarışının intikamını
12 Mart karanlığında üç gençten çıkarmak
istediler. Somut hiçbir yasal dayanak olmadan
Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i ve nice
arkadaşlarını idamla yargılayıp, "Asalım,
asalım!" çığlıklarıyla darağacına göndererek
özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini boğmaya
çalıştılar...
İşte Nihat Behram, o günlerin ölüm karanlığını
sivil tarihçiliğimize belgesel bir katkı olan bu
kitabıyla yırtmıştır. Denizler'in asılmadan
önceki son sözlerinin ilk kez açıklandığı,
yayımlanır yayımlanmaz yasaklanan ve ancak yirmi
iki yıl sonra aklanan Darağacında Üç Fidan,
içten sesi, ince duyarlılığı ve ödünsüz
tavrıyla, bütün iktidarların geçici olduğunu,
milyonların kalbinde yaşayacak iktidarların
geçici olduğunu, milyonların kalbinde yaşayacak
olanların daima özgürlük savaşçıları olduğunu
göstermiştir...
Bugün koyu bir karanlığın ve ahlâksızlığın içine
itilmek istenen yurdumuzda, gözlerimizde hâlâ
bir umut ışığı, darağaçlarında "solmayan" üç
fidanın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz... |
|
|